05 11 2010

Vay Arkadaş, gişe her şeydir

 

 

ALPER TURGUT

 

Bu hafta gişe beklentili üç yerli film gösterime giriyor, karşılarına çıkarabilecekleri herhangi bir yabancı yapım da yok. “New York’ta Beş Minare”, “Vay Arkadaş” ve “Pak Panter”… Bir sinemasever için ne ifade eder? Bence kocaman bir hiç… Koltuklar dolsun, izleyici, çoğu, alışveriş merkezlerine sığınmış sinemaların yolunu unutmasın, olmayan sektörün para kazanması ise biricik sorun, amenna… Ancak film eleştirmenlerini de hiçe sayarak, kötü bir filmi, yılın yapımı gibi büyük bir iddiayla ve elbette şımarıklık ve kendini aşan bir egoyla, sunmak, eminim ki bizim ülkemize özgüdür. Hep söyledik; sinema basitliğin dilidir, senaryo ise her şeyden önemlidir. Kötü bir metin ile iyi bir film yaratmak, henüz kimseye kısmet olmadı ve olmayacak. Ruhsuzlukla, şuursuzlukla alakası yoktur sinemanın, çünkü o, sanatın her dalını kucaklayan, kolektif bir ruhla inşa edilen ve en çok seyredilendir.

 

 “Beyaz Melek” ve “Güneşi Gördüm” ile şarkıcı-oyuncu kontenjanından yönetmenliğe geçiş yapan –ki bu onun en doğal hakkıdır- Mahsun Kırmızıgül’ün, Yılmaz Güney’in ardından yetim kalan ve boşalan siyasi sinemaya, yeni bir soluk getirdiği sanmak ve büyük boşluğu doldurduğunu varsaymak, tek kelimeyle aldanmaktır. New York’ta Beş Minare gibi bir yapım, toplumsal içerikli değil, olsa olsa siyasi mesaj verme kaygısı taşıyan bir filmdir, o kadar… 60 ödüllü “Sonbahar”ın ardından “Gelecek Uzun Sürer”i çekmeye başlayan Özcan Alper’e ve genç kuşaktan diğer yönetmenlere yapılmış koca bir ayıptır, Kırmızıgül’ün, Yılmaz Güney’in mirasçısı olduğunu savunmak… Sinemada milyon barajını geçmek, magazinciler tarafından baş tacı edilmek, eleştirmenler yerine filmine futbolcu Arda Turan’ı çağırmak, salt tribüne oynamaktır. “Hepimiz kardeşiz, bu öfke ne diye?” diye şarkı söylerken sinema yazarlarını kardeş olarak görmemek, beni kimse eleştirmesin, herkes alkışlasın demektir. Filmi izlemedik ama davet edilenlerden öğrendik; Kırmızıgül”ün 12 yıldır üzerinde çalıştığı New York”ta Beş Minare, ilk iki filminden daha kötüymüş, hah şöyle desene; eleştirmenler, yerden yere vurmasınlar diye, basın gösterimini iptal ettik. Bu film, 390 kopyayla 800 sinema salonunda gösterilecek, ben kendi adıma izlemeyeceğim. Dördüncü film için benden Kırmızıgül’e bir tüyo; “Burası San Francisco’dur, Yolu Yokuştur” … Yaratıcı değil mi? İlginç…

 

AKSİYON TAKVİYELİ VE GÜLÜNÇ

 

 

 

 

 

Vay Arkadaş, Kemal Uzun’un yönetmenliğini yaptığı aksiyon takviyeli gülünç bir suç öyküsü… Başrollerde Demet Evgar, Mete Horozoğlu (Dildo), Fırat Tanış (Tik), Ali Atay (Manik), Rasim Öztekin ve Mustafa Üstündağ var. Film, sabun köpüğü diye tabir ettiğimiz, izle, eğlen ve unut kategorisine cuk oturuyor. Mantık hatası ararsanız, gırla… Hadi, finalin kötü bağlanmasına acemilik diyelim, komik olmayı karikatürizeleşmekle eş tutan oyunculukları da es geçelim. Ötesinde bu film, kendini izlettirmeyi başarıyor, görselliği de hiç fena değil. Çok konuşulduğu için belirtelim, Demet Evgar’ın 2,5 ay özel ders alarak hazırlandığı direkli striptiz sahnesi, erotik filan değil bariz komik. New York’ta Beş Minare’yi seyredeceğime, 162 kopyayla gösterime giren Vay Arkadaş’a giderim, her ne kadar gönülsüz de olsam.   

103
0
0
Yorum Yaz