Anasayfa / Seyahat / Şimşek Hırsızı, Minimoylar ve inadına festival
Embed

Şimşek Hırsızı, Minimoylar ve inadına festival

 

ALPER TURGUT


 

“Percy Jackson & Olimposlular: Şimşek Hırsızı”, çocuklara yönelik çoksatar bir kitap serisinden uyarlanan vasat bir fantastik. Harry Potter’ın yanında esamisi bile okunmaz. Çocuklarınıza tarih bilincini aşılamak ve eski Yunan mitolojisini çarpıtılmış dahi olsa bir şekilde öğrenmelerini istiyorsanız, onları bu filme götürün. Ancak yetişkinler için kesinlikle hafif kaçabilir, uyarmadı demeyin.

 

“Arthur: Maltazar’ın İntikamı” da çocuklar için... Şaka yaptım, “Minimoylar” adlı minik kahramanlar barındıran bu devam filmi, hiçbirimize göre değil. Çocuklarınız ile aranızın açılmasını istemiyorsanız, zaten unutun derim. Ne intikam ile ilgisi var filmin, ne de herhangi bir şeyle... Ve tam belki de şimdi konuya girilecek derken sona eriyor. Ünlü yönetmen, senarist ve yapımcı Luc Besson’un elinden çıkma bu tuhaf şey, Besson için de yanlış yöne doğru gittiğine dair güçlü bir ikazdır.


 

“Kurt Adam” (The Wolfman), 69 yıllık kült bir filmi yeniden yapılandırarak beyazperdeye servis eden, son derece sıradan ve durağan bir yapım. Çingene efsanesi, “Geceleri dualarını eden, kalbi temiz bir insan bile kurtboğan otu açtığında, gökte dolunay yükseldiğinde bir kurda dönüşebilir” diyormuş. Ama bu Kurt Adam, bizi bir nebze olsun korkutup koltuklarımıza çivileyebilsin değil mi? Ne gezer. Etkisiz bir film, seyirciyi de tepkisiz bırakır. Benicio Del Toro, Anthony Hopkins, Emily Blunt ve Hugo Weawing gibi yetkin ve etkin oyuncular dahi bu gotik, karanlık ve bildik filmi kurtaramıyorlar. Türün meraklıları dışında kalan sinemaseverlere önermiyoruz.


 

“Aşk Dersi” (An Education), bence şişirilmiş ve abartılmış bir film. Genç bir kadını kandıran olgun erkek öyküsünü, milyonuncu kez karşımıza çıkartmak, kimseye bir şey katmaz, katamaz. Film, sarsıcı ve sersemletici bir öykü de barındırmıyor, akıcılığını ise oyuncularının üstün performansına borçlu... Ancak bir konuda hakkını verelim ve 1960’ların İngiltere’sini birebir yaratmayı başaran sanat ekibini tebrik edelim.


 

KEŞKE HEP FESTİVAL OLSA


 

!f İstanbul’un “Hit Kuşağı”nda izleyici karşısına çıkan “Mary & Max” ve “Yaman Tilki” (Fantastic Mr. Fox) adlı animasyonlar, oyunculuk performansıyla taçlanan pek çok kurgusal filmden daha nitelikliydi, hiç kuşkusuz...

 

Dışlanmış ve mutsuz bir çocuk (Mary) ile “deli” damgası yemekten kurtulamamış yalnız bir yetişkin (Max)... Üstelik farklı kıtalarda yaşarlar, onları bir araya getiren ise mektup arkadaşlığıdır. Aradan geçen yıllar ve büyük bir dostluğu inşa eden satırlar... Kâh komik, kâh trajik ancak inadına öğretici, eğitici ve birleştirici... Kırılgan, duyarlı ve sahici... İnce ve kıvrak bir zekânın ürünü olan kil animasyon Mary ve Max, umarız ki; tez zamanda sinemalarımızda gösterime girer.


 

Yalan Tilki (klasik stop-motion animasyon) ise vahşi hayvanlar ile insanoğlu arasındaki –asla eşit koşullarda değil- savaşımı dillendiren, izlenmeye değer ve alkışa layık bir yapıt. Günümüzde, yemyeşil doğadan hayli uzak tuttuğumuz ve üstüne üstlük şehir hayatının beton ve yapay sığınaklarına hapsettiğimiz çocuklarımız için, özellikle...


 

Festivalin “Erkek Halleri” bölümünde seyirciyle buluşan “Branson”, İngiltere’nin en ünlü mahkûmu Michael Peterson’un, şiddet ve şöhret içeren hikâyesinden yola çıkan ve Tom Hardy’nin mükemmel oyunculuğuyla bir suçlunun bilinçaltını tersyüz etmeye yeltenen güzel bir seyirlik. Sert, komik ve akılda kalıcı...


 

Cumhuriyet Gazetesi – 19 Şubat 2010

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!
Bu içeriği paylaşın!