20 08 2010

Seni öldürmeyen şey güçlendirir

 

ALPER TURGUT

 

“Ölümsüz”  (l’immortel – 22 Bullets), artık yer altı dünyasının karanlığından sıyrılıp, günışığına çıkmak isteyen yaşını başını almış Marsilyalı organize suç örgütü lideri Charly Matteï (Elbette, Leon’dan beri canımız ciğerimiz Jean Reno), “Bu âleme, giriş var, çıkış yok” diyen eski dost ve yeni karşıtlarınca kevgire çevrilir. Bedenine 22 kurşun isabet etmesine rağmen bu heybetli suçlu, inadına yaşama tutunur. Şimdi o bir Ölümsüz’dür, mafya babalığından ödünsüz aile babalığına geçene dek, fiyakalı bir Azrail’e dönüşecek ve intikam için değil, sevdiklerini korumak uğruna can almaktan çekinmeyecektir. Kanlı eller de bir gün nedamet getirir gibi bildik bir formülden ilerleyen, görseli güçlü, oyunculukları ışıltılı bir gerilim-macera filmi bu. Ölümsüz ‘ün bütününe bakarsak, -senaryo ve kurgu kaynaklı- bariz sendelediğini görüyoruz ancak yine de bu haftanın en iyi seçeneği olduğu gerçeğini değiştirmiyor, izleyin.   

 

Ölümsüz, gerçek bir yaşamöyküsünden demlenmiş, kanlı geçmişinden pişman olan mafya babası Charly, üç yıl önce kendince noktayı koymuş ve silahına veda etmiştir. O, genelevden çıkartıp evlendiği genç, güzel karısı ve iki çocuğuyla sakin bir yaşam sürmektedir. Ta ki, çakallar peşine düşene dek... Onlar, “bıraktım bu işleri” gibi bir açıklamaya kanmaz, klişe ama mafyadan ayrılış ancak tabutla olur. Bizim ihtiyar delikanlı, otoparkta pusuya düşer, delik deşik edilse de gövdesi, kurşun yarası alsa da yüzü, pes etmez, üstelik bilinci de açıktır, maskeli saldırganlarına dair tüm detayları zihnine işleyecek kadar.

 

SUÇ, AİLE VE TEMİZLENME SÜRECİ

 

Akdeniz’in en büyük limanı Marsilya, bildiğiniz suç şehri, mafya, saf olmaya gerek yok, siyaset ve güvenlik güçleriyle iç içe... Opera tutkunu Charly, eski tüfek, kabadayı formatından uyuşturucu baronluğuna geçiş yapmayı kendine yediremeyen bir tip, o yeni nesil suça ve suçlulara katlanamıyor. Neyse... Komadaki Charly’e geri dönelim. Özel kuvvetler onu takibe almıştır, mafya da yarım bıraktığı işi tamamlamak için hastaneye akın eder. Ancak dostları da vardır onun, Charly aşkına, bedenlerini siper etmeyi dahi göze alırlar. Charly, hastaneden taburcu olduktan sonra, öç yerine konuyu kapatmayı arzular ama artık çok geçtir. Marsilya’nın tüm delibozukları o, ailesi ve dostlarının peşine düşmüştür. Av mevsimi başlamıştır, eski kurt Charly, silahını istemeye istemeye yeniden eline alır. Eşi, suç örgütlerince katledilen alkolik kadın polis Marie ile Charly işbirliğine giderler. Şimdi şiddet, şiddeti doğurabilir.  

 

A-TAKIMI GELİR, MANTIK GİDER

 

“A Takımı” (A-TEAM), 1980’lerin en çok izlenen TV dizilerinden biriydi, beyazperdeye taşınması sürpriz olmadı. Mantığın iflas ettiği film, salt hareketten besleniyor. Araya da biraz mizah, biraz da oyunculuk (Liam Neeson, Bradley Cooper, şampiyon dövüşçü Quinton “Rampage” Jackson, Sharlto Copley, Jessica Biel ve Patrick Wilson’dan oluşan sağlam bir kadro bu) serpiştiriliyor, başkaca bir albenisi yok. Özel kuvvetler üyesi, yetenekli, güçlü ve deli dört kafadarın, önce başlarını belaya sokup ardından da bunu temizlemeye çalışmalarını anlatan bu öykü için şamatadan hallice diyebiliriz. Yaz aylarında sinemalarımız bu ve benzeri filmlerle doldu, taştı. Bu son olsun, gerçekten...

 

Cumhuriyet Gazetesi

0
0
0
Yorum Yaz