16 07 2010

Sperm bankası, sihir ve yeniden nefes

      ALPER TURGUT   “Nefes: Vatan Sağolsun”, geçen yılın en çok konuşulan filmiydi, hiç kuşkusuz. “Yeşilçam En İyi Film”, “Altın Objektif En İyi Film”, “Altın Kelebek Yılın Olayı” gibi ödüller toplayan Nefes, sinemalara toplam 2.429.989 izleyici çekti. Hatta filmin orijinal DVD’si bile çıktı. Ve bugün, sinemaseverlerden yoğun bir istek geldiğini söyleyen yapımcılar, Nefes’i, 108 sinemada yeniden gösterime soktu.   Demokratik açılımın yeni bir açmaza sürüklendiği, siperde çömelip çömelmemek tartışmalarının yaşandığı şu sıcak günlerde, sınırda askerlik yapmayı anlatan bu filme karşı çıkan da olacaktır, alkışlayan da... Filmi siyasi yönden irdeleyecek ve tekrar masaya yatıracak yerimiz yok. Sadece Nefes, Türk Sineması adına çekilmiş en iyi aksiyon sahnelerini barındırıyor, özellikle finaldeki çatışma, görsel anlamda resmen müthiş... Yönetmen Levent Semerci’nin yeni projelerini dört gözle bekliyoruz, çünkü bu filmin bir ruhu var ve yönetmenlik becerisi, kendini hissettiriyor. Sonra başroldeki Mete Horozoğlu, bildiğiniz döktürüyor, diğer oyuncular da ellerinden geldiği ölçüde ona eşlik etmeye çalışmışlar, yani sırıtan ve göze batan olmamış. Duygudan muaf olmaması, orada yaşananların buraya ne kadar yansıyabildiğini göstermeyi denemesi ve 20 yaşındaki delikanlıların, hayata bakışı, özlemleri ve yarınlara dair umutlarını içermesi... Evet, Levent Semerci, Mehmet İlker Altınay ve Hakan Evrensel’e ait senaryo, kusursuz değil ancak tarafsız kalmaya çabaladıkları da bir gerçek, ne ölçüde bunu başarmışlar, işte bunun kararını da sizler verdiniz, vereceksini... Devamı

09 07 2010

Aksiyon-komediden, erotik-gerilime...

    ALPER TURGUT   “Gece ve Gündüz” (Knight and Day), hoşça zaman geçirmek için adeta biçilmiş bir kaftan. Asla hız kesmiyor ve yer yer güldürmeyi de başarıyor. Tam yaz işi bir eğlencelik.   Gece ve Gündüz’ü, aksiyon-macera türünde başarılı yapıtlara imza atmış olan ünlü yönetmen James Mangold çekti. Filmin başrollerinde dokuz yıl önce Vanilla Sky’da birlikte rol almış ve belli bir ölçüde kimyaları tutmuş olan Hollywood yıldızları Tom Cruise ve Cameron Diaz var. Gece ve Gündüz’de de kuşkusuz ne yaman bir ikili olduklarını ispatlıyorlar. Filmin yardımcı oyuncuları Peter Sarsgaard, Viola Davis ve Paul Dano da resmen isabetli seçimler, “Top Gun”dan bu yana hareketli filmlerin vazgeçilmezi olan Cruise ile güzeller güzeli melez Diaz’a iyi eşlik ediyorlar.   Üstün yetenekli bir gizli ajan ve aşk mağduru bir kadının yolları kesişir. Amaçları, sınırsız güç kaynağını çalıştıracak olan bataryayı korumaktır. Doğal olarak kötü adamlar peşlerine düşer ve onlar maceralarını (batarya da olur), dünyanın çeşitli ülkelerine taşırlar. Peki, ya aşk? Haliyle sevdasız serüven olmaz. Gece ve Gündüz, dublörlerin de büyük katkısıyla aksiyona dair sağlam sahneler içeriyor, kafa dağıtmak için bire bir, bizden söylemesi...   ŞÜPHE, SADAKAT VE İHANET           Birliktelik açısından, sadakat asıl nerede sonlanır ve ihanet nerede başlar? İvmesi bir süredir inişe geçen Atom Egoyan’ın yönettiği “Chloe”, erotik-gerilim hattında ilerleyen ve kuşkudan ihanete çevrilen bir garip sevi öyküsü... Orta ... Devamı

02 07 2010

Kurt adam, vampir ve imkânsız bir aşk...

    ALPER TURGUT   Çılgınlık derecesinde bir ilgiyle karşılanan “Harry Potter”, cazibesini zamanla yitirdi, hem oyuncular, hem seyirciler el kadar çocuktular, büyüdüler, kocaman oldular. -Yakında Hababam Sınıfı, büyücü okulunda içerikli yerli işi bir film çekilecekmiş, anlaşılan o ki; büyümemekte ısrar eden yalnızca bizim gişe sevdalıları- Neyse... Artık yeniyetme bir dünyanın yeni bir modası var; “Alacakaranlık” serisi... Kızılderili kökenli toy bir kurt adam, hayli romantik bir vampir ve insanlığından sevda uğruna vazgeçmeye meyleden, yaratık olmaya hevesli genç bir kız... Karşımızda garip bir aşk üçgeni var, orası kesin. Evet, serinin üçüncü filmi “Alacakaranlık Efsanesi: Tutulma” (The Twilight Saga: Eclipse), gelecek sene ve ondan sonraki yıl, tek bölümün ikiye ayrılmasıyla gerçekleşecek “Şafak Vakti” finalinin sondan bir önceki durağı. Kurt adamların ve vampirlerin, yeni doğan kan emicilere karşı ittifak kurmasını dillendiren Tutulma, haliyle bağımsızlığını ilan edemediği için salt dolgu malzemesi işlevini görüyor.   Stephenie Meyer’in “görüngü” etiketli çoksatar kitap serisinden devşirilen Alacakaranlık’ın üçüncüsünde, yönetmenlik koltuğuna “Hard Candy” ve “30 Gün Gece” ile tanıdığımız İngiliz David Slade oturuyor. Başrolleri, daha şimdiden Hollywood ünlüleri arasındaki yerlerini alan yeni nesil oyuncular; yakışıklı model Robert Pattinson, güzelliği göreceli Kristen Stewart ve henüz 18 yaşındaki ödüllü karateci Taylor Lautner üstleniyorlar. Onlar, kapitalizmin yeni oyuncakları... Adı geçen bu gençler, tişörtleri, posterleri ve... Devamı

26 06 2010

Kapitalizm, ‘kutsal aile’den nemalanır!

    ALPER TURGUT   “Örnek Aile” (The Joneses), yere göğe sığdırılamayan ve elbette sistemin biricik çekirdeğine karşılık gelen “kutsal aile” üzerinden kapitalizm eleştirisi yapmaya çabalayan bir film, güzergahı doğru çiziyor ama sapaklarda çok oyalanıyor, tümsekleri aşmakta ise zorlanıyor.   Örnek Aile, adı sanı pek duyulmamış, Almanya doğumlu Derrick Borte’nin ilk uzun metrajlı filmi, senaryo da kendisine ait. Başrollerde David Duchovny, Demi Moore, Gary Cole, Amber Heard ve Lauren Hutton var. Sakın Örnek Aile mi olur demeyin, kapitalizmin planları tükenmez, iştahı ise katiyen kesilmez. Hedefi bireyi köleleştirmek, kadını metalaştırmak, çok para karşılığında erkeğin ruhunu çalmaktır. Evet, ortada bir amaç vardır. Sömürmek, daha da çok sömürmek. Peki, reklamlar, çeşit çeşit yeni ürün ve markaların bombardımanı altında inim inim inleyen zavallı aileler, bu hayasız saldırıdan nasibini almayacak mı? İşte Örnek Aile tam olarak bunu anlatıyor. Şirketlerin satış grafiğini yükseltmek için mükemmel bireylerden oluşturulan ve gözleri hep çevreyi kolaçan eden komşuların arasına sokulan sahte bir aileyi... Onlar, gerçek aileleri debdebeyle sersemletecekler, arkası zifiri karanlık olan parıltılarına çekecekler. İster domino etkisi deyin, ister kelebek etkisi, olmadı, saadet zinciri ne güne duruyor. Ayak oyunları, yanılsamalar, kapitalizme kolunu kaptırdığın an tükenmeye başlayan umutlar...   Sonuçta; biri imrenecek, ötekinin canı gidecek. Kapitalizm için hiç mi hiç önemi yok, çünkü tuzağa düşmeye gönüllü, bedel ödemeye hazır nice kurban adayı var. Bu film, finalde beliren eksiklik hissine ve bariz a... Devamı

19 06 2010

Yaz ayları sinemaseverlerin kâbusudur.

    ALPER TURGUT   Haziran, temmuz, ağustos... Sanki sanırsınız tatile çıkıyor, herkes... Evet, yine yaz geldi, iyi filmler de sonbahara dek çekip gitti. Ne hikmetse zorunlu bir antrakt... 7. sanata uzun bir ara... Yani bildiğiniz klasik. Sinemalar, kısaca sabun köpüğü dediğimiz, epey hafif ve hatta salondan çıkarken unutmaya başladığımız filmlerle dolup taşacak. Vuvuzela adlı zımbırtıyla kulakları iğdiş eden “Dünya Kupası” da olmasa, TV, çoktan sezonu kapattı. Peki, beyazperde ve ekranda, nitelikli seyirliklerin yerine bizleri neler bekliyor? Yanıt basit; ucuz korku filmleri, gençlik-romantizm formatındaki kötü ötesi yapımlar ve sulu komedi... Sinemalarımızda, bu haftadan sonra ta eylül ayına dek yerli filme rastlamak da olası değil. Şimdi set zamanı, ardı ardına onlarca film çekilecek. Ve yüzde 10’luk bir başarı bile mucize kabilinde, çünkü aklına esen senaryo yazıyor, oyunculuk herkesin düşü, sinemadan anlamayan da film çekebiliyor. Vah çilekeş sinemasever, vah... Asıl sana geçmiş olsun.   Örneğin Uzakdoğu’dan “Ölüm Zili”, batıdan da “İşkence Okulu” önümüzdeki haftalarda gösterime girecek. Bunlar, korku-gerilim türü adına hayli başarısız denemeler, bilmem söylemeye gerek var mı? Bu gidişle öğrencileri, okuldan, yurttan soğutacaklar. Sonra misal “Solomon Kane”i izleyeceğiz. 30 yaşında intiharı seçenek belleyen gerçek deha Robert Ervin Howard’ın ölümsüz eseri Conan’ı anlatmaya gerek yok. Howard’ın tali kahramanı Solomon Kane, kuşkusuz Conan’ın gölgesinde kalmış, misyoner kafası taşıyan fantastik bir adam. Film ise üzgünüz ki; derme çatma ve beklentileri karşılamaktan ziyadesiyle uzak. Yeniy... Devamı