15 01 2010

Gıcır gıcır bir Sherlock Holmes

    ALPER TURGUT    “Ateşten Kalbe, Akıldan Dumana” ve “Kapışma” gibi iki kült filmi bizlere kazandıran İngiliz yönetmen Guy Ritchie, onlarca kez beyazperdeye aktarılan ve tam 123 yıllık geçmişi olan Dedektif Sherlock Holmes’i almış ve kendince yeniden yaratmış. Sherlock daha önce tipik bir İngiliz idi, küstah, soğuk ve titiz... Her daim büyüteçli, pipolu ve ekose kılıklı... Şimdi o gitmiş ve yerine, “Komiser Kolombo” ile “Deli Dumrul” karışımı bir tip gelmiş. Darmadağınık, pasaklı ve Şeytan’ı kıskandıracak denli zeki... Kendi adıma, bu neşeli ve keyifli dönüşümü çok sevdim. Şayet tutucu değilseniz, eminim bir nebze güncel ile de örtüşen yeni kahramanımıza sizin de kanınız ısınacaktır. 100 küsur yıl öncesinin Londra’sını harika bir tasvir ile beyazperdeyle buluşturan film, senaryosu, kurgusu ve sanat yönetimi ile adeta parmak ısırtıyor. Unutmadan, Sherlock Holmes’in devamı da gelecek. Özetle; gidin, görün ve eğlenin.        Gelelim oyunculara... Hollywood’un asi çocuğu Robert Downey Jr., bir karaktere can vermekte sınırsız bir hünere sahip. “Chaplin”de mükemmel bir Şarlo ortaya çıkaran Robert Downey Jr., Sherlock Holmes’i ise ne yapıp edip, tam tersine yatırmayı bilmiş. Genç kız rüyası, salon delikanlısı Jude Law’ın ise yıllar geçtikçe hem oyunculuğu oturuyor hem de daha nitelikli yapımlarda boy gösteriyor. Law, Sharlock Holmes’in kadim dostu Dr. John Watson rolünde destek unsuru olarak görevini layıkıyla yapıyor ve asla ama asla sırıtmıyor. Güzel kontenjanından Rachel McAdams ve Kelly Reilly’i es geçmeyelim, derim. “Yalanlar Üstüne”de (Body of Lies) canlandırdığı &lsq... Devamı

14 01 2010

En çok ‘kötüler’ sevilir...

    © Pis pis sırıtan karikatürize tipler, esaslı ve besbeter sert herifler, zeki, işveli ve insanın canını yakmaya meyilli güzel ablalar... Yeşilçam unutulabilir ama kötüler asla. Erol Taş, Bilal İnci, Danyal Topatan, Aliye Rona, Suzan Avcı ve diğerleri... Kimi öldü, kimi yoklukla savaşıyor ama birileri inadına hâlâ yerinde duruyor. ALPER TURGUT TV geldi, video da üstüne tuz biber ekti ve mertlik bozuldu. Ve Yeşilçam, tarihe karışalı çok zaman oldu. Ecnebi ne yaptıysa ona öykünmeye yeltenen, ısmarlama filmler ile günü kurtarmaya çabalayan, bir oyuncuyu gün içerisinde iki film setine koşturan Yeşilçam’ın günümüzde zaten yeri yok. Yılda 200 ila 300 -ekseriyetle kötü- filmi, beyazperdeye taşıyan yerli işi “Hollywood” döneminden yadigâr kalanlar ise hâlâ aramızdalar. Ben kendi adıma, ‘klark’ çekmekten ve fiyakalı görünmekten başka herhangi bir yeteneği bulunmayan jönleri değil, karakter oyuncularını ve bilcümle figüranı severdim. Günümüzde milyonları ekran başına kilitleyen TV dizilerinin başrol oyuncularından kuşkusuz daha yetenekli ve sevimliydiler. Özellikle kötü adamlar ve kadınlar, onları unutmak ne mümkün. Türk sineması, birçok konuda diğer ülkelerin sinemalarından geri düşmüşse de, kötü karakterler ve çeşitlilik bakımından dünya ile amansız bir rekabete girebilirdi. Pis pis sırıtan karikatürize tipler, esaslı ve besbeter sert herifler, zeki, işveli ve insanın canını yakmaya meyilli güzel ablalar... Erol Taş, Bilal İnci, Danyal Topatan, Aliye Rona, Lale Belkıs, Suzan Avcı... Sonra Ahmet Tarık Tekçe, Ali Şen, Altan Günbay, Behçet Nacar, Coşkun Göğen, Hayati Hamzaoğlu, Hüseyin... Devamı

13 01 2010

42. SİYAD Ödülleri adayları

    SİYAD Ödülleri’nin 13 daldaki adayları belli oldu. 20 film adaylık listesinde en az bir kategoride yer bulurken, “Vavien” uzun metrajlı kurmaca filmlerin değerlendirildiği 11 dalın tümünde adaylık elde etti. Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) üyeleri, 42. SİYAD Ödülleri adaylarını belirledi. “Hayat Var”, “İki Dil Bir Bavul”, “Pandora’nın Kutusu”, “Süt” ve “Vavien” En İyi Film dalında ödüle aday gösterildi. 42. SİYAD Ödülleri’nde “Vavien” uzun metrajlı kurmaca filmlerin değerlendirildiği tüm dallarda adaylık elde edip, “Salkım Hanımın Taneleri”nin ardından 10 yıl sonra bu başarıya ulaşan ilk film oldu. “7 Kocalı Hürmüz”, “11’e 10 Kala”, “Acı Aşk”, “Başka Dilde Aşk”, “Bornova Bornova”, “Dilber’in Sekiz Günü”, “Gölgesizler”, “Hayatın Tuzu”, “Karanlıktakiler”, “Kıskanmak”, “Mommo: Kızkardeşim”, “Nefes: Vatan Sağolsun”, “Neşeli Hayat”, “Nokta” ve “Uzak İhtimal” de farklı kategorilerde aday gösterilen filmler arasına girdi. 31 Ocak Pazar akşamı yapılacak 42. SİYAD Ödülleri töreninde, aday açıklanan dallara ek olarak SİYAD Onur Ödülleri ile SİYAD Emek Ödülü’nün yanı sıra geçtiğimiz yıl ödül kategorileri arasına eklenen En İyi Kısa Film ve En İyi Belgesel ödülleri de sahiplerine verilecek. Onur ve Emek Ödülleri’nin sahipleri törenden önce duyurulacak. 42. SİYAD Ödülleri’nin SİYAD için özel bir anlamı var. Yılın umut veren sanatçısına verilen ödül bu yıldan başlayarak, geçtiğim... Devamı

08 01 2010

Vampir, aşk ve davet; “Gir Kanıma”

Vampir, aşk ve davet; “Gir Kanıma” |  görsel 1

        ALPER TURGUT   “Gir Kanıma” (Lat Den Ratte Komma In), insanı damarından yakalayan gayet dramatik, romantik ve fantastik bir seyirlik. Festival festival gezdikten sonra nihayet vizyon diyebilen 2008 İsveç yapımı bu masalımsı film, hâliyle vampirlere dair... Paçalarından sevecenlik akan ve kan emicilerin öyküsüne yeni bir soluk katan Gir Kanıma, mutlaka izlenmeli...    John Ajvide Lindqvist’in çoksatar romanından uyarlanan “Gir Kanıma”yı, Kuzeyli aktör, senarist, yönetmen Thomas Alfredson çekti. Dünyadaki en kapsamlı sinema sitesi imdb.com’un en iyi 250 film listesine kafadan giren yapıt, şu ana dek 56 ödül kazanmasını da bildi. Peki, olmuşlardan nemalanmayı çok seven Hollywood boş durur mu?  “Canavar” (Cloverfield) ile büyük sükse yapan ABD’li yönetmen Matt Reeves, bu yıl Gir Kanıma’yı yeniden çekecekmiş, umarız eline yüzüne bulaştırmaz.   Hikâyemiz; 1982 yılında başkent Stockholm’de geçer. Küçük Oskar, mahalleye yeni taşınan akranı Eli ile tanışır ve iki afacan hemen kaynaşırlar. Kocaman yürekli küçük kız, korkunç bir sırrın beden bulmuş hali gibidir. Onun hastalıklı beyaz yüzü, ölümsüz bir hüzün taşır. Hep belaya toslayan bizim Oscar, Eli’nin arkadaşlığından hoşnuttur ancak bu karşı tarafı kesmez. Çünkü Eli’nin hisleri, sevdaya aittir. Ve Eli, mahalleye ölüm de getirir. Oscar ise önce ürkecek sonra kükreyecektir.   Acı hatıralar ve “Kırık Kucaklaşmalar”        “Kırık Kucaklaşmalar” (Los Abrazos Rotos), biricik aşkını yitirmesinin ardınd... Devamı

02 01 2010

Aşk mutfakta pişer

      ALPER TURGUT   “Aşka Ruhunu Kat” (Soul Kitchen) için Fatih Akın’ın vites küçülttüğü bir çalışma diyebiliriz, rahatlıkla... Müziği ön plana çıkartan, aşk, vefa ve dostluk reçetesine iştah kabartan yemekleri de ekleyen bu film, dozunda bir eğlenceyi, yer yer gülmeyi ve hoşça vakit geçirmeyi vaat ediyor. Derin mevzular, yoğun bir metin ve sarsıcı bir film bekleyenler ise aldanırlar, bilesiniz. “Adalet Peşinde” (Law Abiding Citizen), kült bir yapım olmak adına tempolu bir koşu tutturan ve alkışlarımız arasında finişi görecekken gidip kendini uçurumdan atan, tuhaf ve saçma sapan bir seyirlik. Son beş dakikasını izlemeyecekseniz bu filme gidin, aksi takdirde sinema salonundan uzak durun.     “Temmuz’da”, “Solino”, “Duvara Karşı” ve “Yaşamın Kıyısında” isimli yapıtlarıyla Almanya ve Türkiye’de büyük bir hayran kitlesini edinen Fatih Akın, Soul Kitchen’ın –Aşka Ruhunu Kat adını sevemedim- senaryosunu Yunan asıllı aktör Adam Bousdoukos ile beraber kaleme aldı. “Ateşli Geceler” (Boogie Nights), “Sıkı Dostlar” (Goodfellas) ve klasik Kung Fu filmlerini rehber bellemişler. Soul Kitchen’ın başrollerini, Adam Bousdoukos, Moritz Bleibtreu, Birol Ünel, Demir Gökgöl, Wotan Wilke Möhring, Anna Bederke ve Pheline Roggan sırtlıyor. Tepeden tırnağa Alman olan yapımda, Türk bir sınıkçıyı canlandıran Uğur Yücel ise şöyle bir görünüveriyor. Yıllardır Akın ile birlikte çalışan İsviçreli görüntü yönetmeni Rainer Klausmann, ince ve şık bir iş çıkarmış.          Kuşkusuz, Akın becerikli bir aşçı, aşk ve mü... Devamı