01 02 2010

SİYAD ÖDÜLLERİ’NE “HAYAT VAR” VE “VAVIEN” DAMGASI

  Reha Erdem’in “Hayat Var”ı 42. SİYAD Ödülleri’nden En İyi Film dâhil 4 ödülle dönerken, Yağmur ve Durul Taylan’ın “Vavien”i aday olduğu 11 dalın 5’inde ödüle uzanan film oldu. “Neşeli Hayat” ve “Uzak İhtimal” ise birer ödül kazandı. 42. SİYAD Ödülleri dün gece Beşiktaş Kültür Merkezi’nde yapılan törenle sahiplerini buldu. Cem Yılmaz’ın sunduğu törene Türk sinemasının birbirinden değerli isimleri katıldı. Gece boyunca 13 dalda ödül kazanan yapıtlar açıklanırken Onur Ödülleri, Tuncan Okan Emek Ödülü ve Ahmet Uluçay Umut Ödülü de sahiplerine verildi. 2009’da Türkiye sinemalarında gösterime giren yabancı filmler arasında yapılan seçimde ise Steve McQueen’in yönettiği “Açlık” En İyi Yabancı Film ödülünü kazandı. 42. SİYAD ÖDÜLLERİ EN İYİ FİLM HAYAT VAR (Yapımcı: Ömer ATAY) EN İYİ YÖNETİM Reha ERDEM (Hayat VAR) CAHİDE SONKU EN İYİ KADIN OYUNCU PERFORMANSI Binnur KAYA (Vavien) EN İYİ ERKEK OYUNCU PERFORMANSI Nadir SARIBACAK (Uzak İhtimal) EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU PERFORMANSI Büşra PEKİN (Neşeli Hayat) EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU PERFORMANSI Settar Tanrıöğen (Vavien) MAHMUT TALİ ÖNGÖREN EN İYİ SENARYO Engin GÜNAYDIN (Vavien) EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETİMİ Florent HERRY (Hayat Var) EN İYİ MÜZİK Atilla ÖZDEMİROĞLU (Vavien) EN İYİ KURGU Reha ERDEM (Hayat Var) EN İYİ SANAT YÖNETİMİ Elif TAŞÇIOĞLU (Vavien) EN İYİ BELGESEL 5 NO’LU CEZAEVİ (Yönetmen: Çayan DEMİREL) EN İYİ KISA FİLM CENNETTE DE ÖLÜM VAR (Yönetmen: Savaş BAYKAL) AHMET ULUÇAY UMUT ÖDÜLÜ... Devamı

31 01 2010

Cinedergi 22, yayında…

  Sanal dünyanın en kapsamlı sinema dergisi Cinedergi 22. sayısıyla yayında! Cinedergi bu sayısında yine bu ay öne çıkan konulara el atıyor, dosya ve röportajlarıyla öne çıkıyor!  İşte bu ayın öne çıkan başlıkları… Ahmet Mümtaz Taylan, Uğur Yücel, Talip Ertürk ve Murat Emir Eren bu ayın röportajları... Vipsaş’tan Murat Özer ve Nizam Eren ise Türk sinemasının can damarı Yeşilçam filmlerinin restore aşamasını bizlerle paylaştılar… Ejder Kapanı’yla kameranın hem arkasında yer alan hem de çaptan düşmemiş bir komiseri canlandıran Uğur Yücel; “Hayatın karanlık yönlerine fener tutmayı seviyorum” diyor… Bu konuda dosya konusu yaptığımız fetiş oyuncular konusuna ise şöyle bir eklemede bulunuyor: ‘Tıpkı bir orkestra gibi. Ne kadar çok beraber çalarsanız o kadar güzel tınlar sesler. Film koca bir koro gibi. Bildiğiniz müzisyenlerle çalarsanız elinize baget bile almanız gerekmiyor. Göz ucuyla nüanslarda geziyorsunuz’… ‘Yıllar içinde en çok kendime öfkelenir oldum. Esasen insanlar üstünde haksız ve yersiz biçimde baskı yaratan her şeye ve her kuruma öfkeliyim. Ayrımcılığa, ötekileştirmenin her türüne, her geçen gün azgınlaşan üstünlük taslama kültürüne, eşitsizliğe, adaletsizliğe, kabalığa, cahilliklere kutsanmış önyargılara ve daha birçok şeye’ diyor Ahmet Mümtaz Taylan… Bu sezon Adını Sen Koy’la başlayan sinema yolculuğu Kaptan Feza ve Ejder Kapanı’yla devam eden Taylan,  ‘Her yıl artan sayıda film çekiliyor olmasını olumlu buluyorum. Büyük bölümünün eleştirmenin ve seyircinin beğenisini kazanamamış olması ise dünyanın sonu değil&rsqu... Devamı

31 01 2010

“Kan Arzusu”, vicdan muhasebesi...

  ALPER TURGUT   “Kan Arzusu” (Bakjwi / Thirst), vicdan sahibi bir vampir ile insafsız sevgilisi arasındaki şiddet ve şehvet meyilli bir aşkı didikleyen kalburüstü bir seyirlik... Güney Koreli sinema gurusu Chan-wook Park, yine yapacağını yapıyor, kimimizin karşılıksız seveceği, kimimizin de koşulsuz nefret edeceği bir film daha yaratarak...   Öç almaya dair mükemmel bir üçleme (teslis)... Evet, kuşkusuz Park’ın yarı deli yarı dahi beyninden damıttığı “Haklı İntikam” (Boksuneun naui geot),  “İhtiyar Delikanlı” (Oldboy) ve “İntikam Meleği”nden (Chinjeolhan Geumjassi) bahsediyoruz. Özellikle beyazperdenin bugüne dek gördüğü en çetrefilli ve belalı filmlerden biri olan İhtiyar Delikanlı, tüm dünyanın gözlerini, Uzakdoğu Sineması’na çevirmesine yol açtı. Hollywood’un iyiden iyiye kısırlaştığı bir dönemde, senaryoların asla tükenemeyeceğini muştulayan bu yapım, mübalağa etmeyeceksek şayet, adeta bir devrim etkisi yarattı. Tekinsiz ve tarifsiz sacayağının ardından Park, hiddet ve cinnete ara verip, “Bari yavrumun da izleyeceği bir film çekeyim” diyerek, “Ben Bir Robotum Ama Sorun Değil”i (Saibogujiman Kwenchana) kotardı. Tam tekmil romantik, tek kelimeyle gerçeküstü ve alabildiğine tuhaf... Çocuğunu ve çoğumuzu sevindiren Park, Kan Arzusu ile şiddet, dehşet ve vahşet masalına geri dönmekte gecikmedi. (2000 tarihli “Birleşik Güvenlik Bölgesi”ni (Gongdong gyeongbi guyeok JSA) es geçtiğimiz düşünülmesin, güzel, hakiki ve övgüye değer bir filmdir.)   Kan içiyorsam benim suçum mu?   Kan Arzusu, natüralizmin öncülerinden büyük Fransız yazar Émile ... Devamı

22 01 2010

Hollywood’un balonu sönüyor

      ALPER TURGUT   67. Altın Küre Ödülleri, Hollywood’un çıtayı giderek düşürdüğünü gözler önüne serdi. ABD Sineması’nın üretim sancısı çektiği zaten malumumuz idi, ancak TV dalı yarışmasının, beyazperdeye nazaran daha da zorlu geçmesi ve sonuçlarının heyecanla beklenmesi, kuşkusuz şaşırtıcıydı. “Avatar”ın, 7 Mart günü yapılacak olan 82. Akademi (Oscar) Ödülleri’nde en iyi film heykelciğini kucaklayacağını söylemek kehanette bulunduğumuz anlamına gelmiyor. Elbette, Avatar, üzerinde 11 yıl düşünülüp, ustalıkla hayata geçirilmiş dev bir yapım, ancak ve ne yazık ki; rakipsiz... 15'inci Sinema Eleştirmenleri'nin Seçimleri Ödülleri’nde “En İyi Film” payesini kazanan Kathryn Bigelow’un “Ölümcül Tuzak”ı (The Hurt Locker) Oscar’a uzanabilir mi? Sanmam. Hollywood, gişede iki milyar dolara yürüyen ve resmen sektörün yüzünü güldüren Avatar’ı baş tacı edecektir. “Titanik” ile 11 Oscar kazanan (üçü şahsına ait) James Cameron, Avatar ile aynı başarıyı yakalayamaz belki ama akademi töreninden boş dönmeyeceği kesin.    En iyi senaryonun altındaki imza “Aklı Havada” (Up in the Air) oldu. Sinema eleştirmenleri ödülünü ve Altın Küreyi kaptı, Oscar için gün sayıyor. Yarıştığı filmlerle karşılaştırınca zaten ışıl ışıl parlıyor. Kuşkusuz isabetli bir seçim...   Altın Küre’yi 7. kez kucaklayan ve bir rekor kıran Meryl Streep, mümkünse artık yarıştırılmasın. O, kategoriler üstü ilan edilsin. Bu nasıl bir hırs ve oyunculuk gücüdür. Julie & Julia’da tek kelime... Devamı

18 01 2010

TÜRKİYE’NİN ‘OSCAR’LARI İÇİN BÜYÜK YARIŞ

  Turkcell’in Ana Sponsorluğunda gerçekleştirilen ve ülkemizin en geniş katılımlı  jürisi tarafından verilen, Türk sinemasının Oscar Ödülleri olarak kabul edilen ‘Yeşilçam Ödülleri’, 23 Mart 2010’da düzenlenecek muhteşem bir törenle üçüncü kez sahiplerini bulacak.   TÜRSAK Vakfı’nın Turkcell’in Ana Sponsorluğu’nda gerçekleştirdiği  “Yeşilçam Ödülleri”, 23 Mart 2010’da üçüncü kez Türk Sineması’na emek verenleri onurlandıracak.   Her yıl olduğu gibi, ülkemizde kültür ve sanatın kalbinin attığı Beyoğlu’nda, Beyoğlu Belediyesi’nin katkılarıyla verilen “Yeşilçam Ödülleri”nin Ana Sponsorluğunu bu yıl da, kent-kültür-sanat ilişkisinde sinemaya özel önem veren Turkcell üstleniyor. Sinema dünyasının önemli isimlerinin oylarıyla belirlenen “Yeşilçam Ödülleri”, üçüncü yılında, 2009 yılı boyunca vizyona girmiş olan 62 Türk filmini yeniden gündeme taşıyacak. 2007 yılında 42 ve 2008 yılında 48 filmin yarıştığı Yeşilçam Ödülleri’nde, 62 filmin yarışacağı bu yıl heyecanlı bir rekabete sahne olacak.    YEŞİLÇAM ÖDÜLLERİ NASIL SAHİPLERİNİ BULACAK? 1 Ocak - 31 Aralık 2009 tarihleri arasında gösterime girmiş tüm Türk filmlerinin herhangi bir başvuru beklenmeksizin doğal aday kabul edildiği  “Yeşilçam Ödülleri”, iki aşamalı bir seçici kurulun değerlendirmesi sonucu 11 dalda veriliyor.  Filmlerin yaratıcı  ekiplerinin ve sinema dünyasının temsilcilerinin yer aldığı  Birinci Aşama Seçiçi Kurulu’nun oy pusulala... Devamı