11 11 2007

Sancılı Bir Büyüme Öyküsü

  ALPER TURGUT   Melissa P. Panarello 'nun, Türkiye dahil 26 ülkede en çok satanlar listesinde zirve yapan ve 30 dile çevrilip milyonlarca satan ''Yatmadan Önce 100 Fırça Darbesi'' adlı romanından uyarlanan ''Melissa P.'' , 30 haziran günü sinemaseverlerin karşısına çıkıyor. 15 kusur yaşındaki bir genç kız adayı (teenage) olan Melissa P.'nin cinsellik, fantezi ağırlıklı ve yeni yetme deneyimlerle örülü yaşam kesitini konu alan film, kimileri için vakit geçirmek için birebir, kimileri için sabun köpüğü bir gençlik eğlencesi olacak gibi.     Sicilyalı genç Melissa P.'nin, tehlikeli de olsa kendini keşfetmesini ve hemen büyüme telaşını anlatan yapım, tabiri caizse gençlik hezeyanlarını işliyor. Film, buram buram cinsellik, aşk, sevgi, ihanet, özlem, utanç, psikolojik sorunlar ve hep pişmanlıklarla örülü. Kavak yelleri tepesinde, her türlü ayrıntının itinayla aktarıldığı günlüğü elinde dolaşan Mesissa P.'nin, kendisini cinsel bir objeden öte görmeyen delice aşık olduğu yakışıklı okul arkadaşı Daniele'ye yaklaşmasıyla yetişkinleri dahi sukut-u hayale uğratacak fantezilerin kapısı da açılmış olur. Genç ruhlu, iyi huylu babaannesi dışında aslında bu kırılgan liseli genci anlayan yoktur. Yaşam, geçim ekseninde savrulan ana, baba, kendisi gibi yetişkin olma heveslisi arkadaşları O'ndan çok ama çok uzaktır. Onca duygunun arasında bocalayan Melissa, kendisine gerçekten aşık olan ve okuldan ziyade sanatçı olmayı düşleyen Marco 'dan haberdar değildir. Geriye kalan, saflığın bozulduğu, bazen trajik çokça sancılı bir büyüme öyküsüdür.     Filmde üç kuşağı canlandıran kadınlar rollerinin hakkını veriyorlar. 60 aday arasından seçilen 18 yaşındaki genç İspanyol oyuncu Maria Valverde, Melissa P. karakterini sırıtmadan beyazperdeye yansıtıyor. Melissa P.'nin annesi rolündeki Fabrizia Sacchi de oldukça başarılı. Efsane yönetmen-oyuncu Charlie Chaplin'in kızı Geraldine Chap... Devamı

11 11 2007

Kaçırıldık...Kaçırıldık!

  Sevgi ve özlemin filmi   Uçuş 93, 11 Eylül'de kanlı amacına ulaşamayan dördüncü uçağı anlatıyor   ALPER TURGUT   11 Eylül 2001 günü önce süper güç ABD'nin sonrasında da dünyanın tarihi değişti. 9/11 zamanla ölüm, ölüm daha çok ölüm, savaş, işgal ve tüm küreye yayılan terör eylemlerinin sembolü oldu.     Ekonominin kalbi Dünya Ticaret Merkezi ile askeri üs Pentagon'a devasa yolcu uçaklarıyla kamikaze dalışı yapan şeriatçı militanlar, ''Yeşil Kuşak'' ın yaratıcısını evinde vurmuştu. Bu ayın sonunda gösterime girecek olan United 93 (Uçuş 93) adlı film, kanlı amacına ulaşamayan dördüncü uçağı anlatıyor. 38 yolcu ve 7 mürettebatın bulunduğu uçağın hedefi Başkent Washington'daki ülkenin siyasi merkezi Senato Binasıydı (Beyaz Saray'ın da hedef alındığı yönünde bilgiler mevcut) ancak Pennsylvania'da boş bir araziye düştü.   "KAÇIRILDIK.. KAÇIRILDIK.."     Filmde, Arap asıllı dört teröristin falçatalar ve sahte bombalarla kaçırdığı United Airlines'in 93 numaralı Boing 757 tipi uçağında yaşananlar aktarılıyor. Kanlı Pazar (Bloody Sunday) ve Medusa Darbesi (The Bourne Supremacy) filmleriyle tanınan İngiliz Yönetmen Paul Greengrass'ın ünsüz oyuncularla kotardığı Uçuş 93, Amerika'da hem izleyicilerden hem de eleştirmenlerden tam not aldı. Tırmanan milliyetçiliğin etkisiyle sinema salonlarında ayakta alkışlanan film, tarafsız olmaktan çok uzak. Çünkü Uçuş 93, bu uçakta yakınlarını kaybedenlerin yardımlarıyla hayata geçirildi. San Francisco'dan kalkan uçakla birlikte kavuşma umudu da, New York'a ulaşamadan yok olmuştu. Filmin mayasını bu yüzden sevgi ve özlem oluşturuyor. Filmin ana eksenine uçağı rotasından çıkaran ''kahraman yolcular'' oturtulmuş, aileler, gözyaşı, Amerika'yı yönetenlerin basiretsizliği, istihbarat birimlerinin eksikliği ise yan rollere soyunmuş.     Bildik bir son olmasına, gerçek bir hikayeden... Devamı

11 11 2007

Lanetli Odaya Sakın Girmeyin!

  ALPER TURGUT   1408, hayal ve gerçek arasında sıkışıp kalan yalnız ve hüzünlü bir adamın, korkunç bir odayla yaşadığı savaşı anlatıyor. Psikolojik ve fantastik bir gerilimin orta yerinde, paranormal sayıklamalar ve bitip tükenmek bilmeyen korku dalgaları bize eşlik ediyor. Anlaşılacağı üzere; otel odalarının laneti serisi tam gaz sürüyor.     İsveçli Yönetmen Mikael Hafström, bol ödüllü Şeytana Karşı (Ondskan) ve Hollywood yıldızlarıyla çektiği Raydan Çıkanlar’ın (Derailed) ardından gerilim ustası Stephen King’ten uyarlanan 1408 ile karşımızda… Filmin senaryosu Matt Greenberg, Larry Karaszewski ve Scott Alexander’a ait. Başroldeki ünlü aktör John Cusack ise her zamanki gibi döktürüyor. Aşkın ve müziğin filmi Sensiz Olmaz ile Altın Küre adaylığı kazanan Cusack, bugüne dek Kimlik, Jüri, John Malkovich Olmak, İnce Kırmızı Hat, Tesadüf ve Con Air gibi birçok sağlam yapımda, oyunculuk yeteneğini sergilemesini bildi. Beyazperdeden ve “aptal kutusu” TV’den aşina olduğumuz Samuel L. Jackson ise kısa ve öz konuşmak gerekirse, 1408’e damgasını vuruyor. Tiyatro kökenli güzel aktris Mary McCormack ile çocuk oyuncu Jasmine Jessica Anthony, 1408’in diğer göze batan isimleri… Şayet fantastik gerilim türünü seviyorsanız, 28 Eylül günü gösterime girecek olan bu vasatın üstündeki filmi kaçırmayın. İster inanın, ister inanmayı; Uğursuz 13 rakamına göndermeler gibi klişeler, hala iş görüyor. Zaten metafizik, insanoğluna hep çekici gelmiştir.     Evladını yitirmek gibi bir trajedi yaşayan Mike Enslin (Cusack), depresyonu ve üzüntüsüyle baş etmeye çalışan arayış içindeki bir adamdır. Kendini efsanelerin ve doğaüstü olayların gerçeği yansıtmadığını ispatlamaya adamıştır. O, perili olduğu iddia edilen evlerle, ecinni hikâyeleriyle müşteri toplamayı hedefleyen otelleri araştırır. Unutmadan, listesinde mezarlıklar ve şatolarda vardır. Sonra da oturur, bu ürpertici mekânları tüm ayrıntı... Devamı

10 11 2007

Hot Fuzz: Tam Tekmil Makara

    ALPER TURGUT   Kahkaha tufanı “Hot Fuzz”, ince esprilerle süslenen ve her türlü filmi ti ye alan mükemmele yakın bir komedi-polisiye… Devamı aksiyon, macera ve tam tekmil makara…     Bu tepeden tırnağa İngiliz, çok matrak ve harbi komik filmin yönetmeni Edgar Wright… Genellikle TV’lere çektiği dizilerle tanınan 33 yaşındaki genç yönetmenin en bilinen filmi ise Zombilerin Şafağı (Shaun of the Dead)… Aynı zamanda yönetmenle birlikte senaryoya da imza atan başrol oyuncusu Simon Pegg ve onun ortağını canlandıran Nick Frost (ekseriyetle dizilerle haşır neşir) ikilisi, Hot Fuzz adlı tebessüm treninin deyim yerindeyse lokomotifini oluşturuyorlar… Nick Frost, filmle ilgili olarak, “Bir aynasızı canlandırmak çok eğlenceli, bir sürü havalı aksesuara sahip olabiliyorum. Buna giydiğim çelek yelek de dâhil. Yani tam bir polis oldum” diye konuşuyor. Savaşçı Viking (Erik The Viking), Ağlatan Oyun (The Crying Game), New York Çeteleri (Gangs of New York) ve Iris gibi birçok iyi yapımda boy gösteren Jim Broadbent ve bir zamanların James Bond’u Timothy Dalton, filme renk katıyorlar. Yetenekli komedyen Paddy Considine, kurt aktör Tim Barlow, macera filmlerinin sert yüzü Stuart Wilson, 50 yıllık aktris Anne Reid ve diğerleri Paul Freeman, Billie Whitelaw, Edward Woodward… Yüzüklerin Efendisi serisinin yönetmeni Peter Jackson ve Oscar’lı güzel Cate Blanchett yüzleri bile görünmeden filme katkı sağlıyor. Altın Küreli Bill Nighy ve ünlü oyuncu Steve Coogan ise konuk oyuncu kontenjanında yer alıyorlar. Sonuçta Hot Fuzz, eleştirmenlerin tam not verdiği, her şeyle dalga geçen ve istisnasız herkesin gülüp eğlenebileceği bir yapım… Hot Fuzz, önümüzdeki ay, Türkiye’de de gösterime girecek.     Memur Nicholas Angel (Simon Pegg), başkent Londra’nın en iyi polisidir. Kendini disiplinle donatan ve işini hayatının odağına oturtan yaman görev adamımız... Devamı

10 11 2007

Lynch’in Saçmalama Özgürlüğü

  ALPER TURGUT   David Lynch; dünyanın en çok kafa patlatılan yönetmeni… O, içmeden sarhoş edebiliyor. Yeni filmi 'Inland Empire' ile bir kez daha karmakarışık bir gizemin içine sokuyor izleyiciyi… Nede olsa Inland Empire, Bay Lynch’in sınırsız hayal gücünü kullanarak koyu renklerle boyadığı, ipe sapa gelmez bir film. Her ayrıntısı bütünden uzaklaşmaya yarıyor. Bu tamamlanamayan, tanımlanamayan bir resim aslında… Geriye kalansa üç saatlik bir saçmala özgürlüğü…     David Lynch… Amerikalı ressam ve yönetmen… Kara film akımının günümüzdeki en büyük temsilcisi… Dünya onu 30 yıl önce çektiği siyah-beyaz "Eraserhead" filmiyle tanıdı. Mavi Kadife (Blue Velvet), Fil Adam (The Elephant Man), Dune, Vahşi Duygular (Wild at Heart), İkiz Tepeler (Twin Peaks), Kayıp Otoban (Lost Highway), Mulholland Çıkmazı (Mulholland Dr.) ise, yerküreyi adeta ikiye böldü. Lyncn’ten nefret edenler ve onun sinemasına tapanlar diye… Senaryolarını kendi kaleme alan Lynch, herkesin tek bir filminde nasıl da farklı anlamlar çıkardığına uzun yıllar önce şahit oldu. Hollywood’a meydan okuyan bu süper beyinli Don Kişot, insan psikolojisi üzerinde atını dörtnala koşturmayı bildi. Onunki; ruhun derinliklerine demir atan, sürekli sıkıntı veren, yorucu, zorlayıcı, saç baş yolduran ve ıstıraba yatkın bir sinema deneyimi… İsteyen demlenir, istemeyen zaten fersah fersah uzaktadır…       Lynch sineması düşkünlerinin, büyük bir umutla beklediği filmin adı Inland Empire… Adını Los Angeles yakınlarındaki bir bölgeden alıyor. Web sayfası için dijital video kamera edinen Lynch, en son faciası Inland Empire’ı onunla tamamladı. Kameraya resmen âşık olduğunu ifade eden usta yönetmen, “İleride bir filme yol açabilir mi merakıyla bazı sahneler çekmeğe başladım ve çok memnun kaldım sonuçtan. Hele, dijitali filme aktarmadaki ilk test sonuçlarını görünce inanamadım ... Devamı