15 11 2007

Aşk acısıyla dedektif olmak

  ALPER TURGUT   ''Asi Gençlik'' (Brick), gösterime girdiği her ülkede ses getiren, bizdeki lisenin karşılığı hayli eksantrik bir Amerikan okulunda, tam tekmil suça, uyuşturucuya ve bunalıma bulanmış, aşka ve arkadaşlığa muhtaç yeni yetmelerin, boylarından büyük işler başardıkları hani tabiri caizse dört dörtlük bir ''kara film'' (film noir) denemesi... Herşeyden önemlisi sağlam yönetim, akıcı senaryo, işini bilen kamera, iyi oyunculuk, güzel müzik... Ağızlarda acı, tatlı, ekşi değişik tatlar oluşturan kendine has bir yemek (çorba değil asla!)... Ve huzurlarınızda: özellikle gençlik için yeni bir kült film adayı, farklı bir soluk...     Depresyon çağında yaşıyoruz. Dünya, kan, şiddet, acı, gözyaşı denizinde debelenip duruyor. Coğrafyanın, savaş, çatışma, yıkım ve ölüm bölgelerine mahsus harbi öykülerinden uzak kalanlar (Amerikan kolej gençliği) da silahla okul basma, tecavüz, uyuşturucu batağı benzeri sahte hikayeleri kuşanıyorlar. Yeni dünya gençliği, özentilik gazıyla hareket edip, sevgisizlik girdabında çırpınıyor. Kin, nefret ve öfkeleri sınırsız... Vahşete meyledip dehşete düşürüyorlar. Ve besbelli bundan keyif alıyorlar (rahat batıyor belki). Sorunlu gençliğe dair bir çok yapım üretildi. Asi Gençlik de bunlardan biri ve Donnie Darko adlı film gibi iyi kotarılmış, kara mizaha da sıkı sıkı tutunan deli dolu bir macera...     Asi Gençlik'in yönetmeni Rian Johnson henüz 33 yaşında ve bu onun ilk uzun metrajlı filmi (10 yıl önce 8 dakikalık kısa bir filme imza attı)... Üstüne üstlük senaryo da kendisine ait. Johnson'un 2005 mahsulü Asi Gençlik'i, bağımsız filmlerin rüştünü ispatladığı yer olan Sundance Film Festivali'nde ''Orjinal Vizyon'' ödülünü kucakladı. 25. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde ''Geleceğin Yönetmenleri'' bölümünde gösterileceği ilan edilen Asi Gençlik son anda programdan çıkarılmış, yerine Kurt Kapanı (Wolf Cre... Devamı

15 11 2007

Yaşamı kontrol eden kumanda

    ALPER TURGUT   Herşeyi kontrol edebilen evrensel bir kumanda ve yaşam parmakların ucunda... Click, teknolojinin dünyamızı ele geçirmesi üzerine bir film... Düne, bugüne ve yarına hatta insanlara hükmedebilen bir kumandanın komik olduğu kadar dramatik öyküsü... Click, modern dünyayla dalgasını geçip, ''kutsal aile'' formatına takılıp kalsa da, teknolojiyle harmanlanan, yeni icatlarla iyice şenlenen günümüzde, insani duygu ve değerleri ön plana çıkaran ilgi çeken bir seyirlik...     Amerikan film sektörü, aileye övgü adına orjinallikten fersah fersah uzak yapımları, ısıtıp ısıtıp önümüze getirir, hem de hiç gereği yokken... Beyazperde ve ekranlar karşısında bizlere saç, baş yolduran, bayağı, sıradan, olmamış, kotarılamamış yüzlerce aile filmi arasında Click, tam tersine ışıl ışıl parlayan bir proje...   BAŞROLDE ADAM SANDLER     Click'in başrolünü, Amerikan sinemasının ünlü yıldızlarından Adam Sandler üstlenmiş. Komedi filmleriyle tanınan aktörün, yönetmen Frank Coraci ile bu üçüncü filmi... Hayatın kumandasına hükmeden Michael Newman rolündeki Sandler'e eşlik eden ise İngiliz aktris Kate Beckinsale (Donna Newman)... Pearl Harbor'da gönül çelen, yürek yakan hemşire Evelyn'in, The Aviator'da da tüm zamanların en iyi kadın oyuncularından Ava Gardner'in kalıbınına cuk oturan Beckinsale, aslında sinemaseverlerce vampir filmlerinden biliniyor. Kate Beckinsale, Kont Dracula'nın azılı düşmanını konu alan Van Helsing'deki rolü dışında, kurtadamlara meydan okuyan vampir Selene'yi canlandırarak Underworld serisine de hayat verdi. Kariyerine 100'ü aşkın film ve dizi projesini sığdıran, Avcı (The Deer Hunter - 1978) ile Oscar'ı kucaklayan her rolün yakıştığı usta aktör Christopher Walken, bilim adamı edalı, gizemli, dünya dışı tezgahtar Morty ile yine döktürüyor. Kahramanımız Michael Newman'ı kandırmayı ve deliler gibi çalıştırmayı görev bilen hafif mo... Devamı

14 11 2007

Bir halka onur kazandıran yumruklar

  ALPER TURGUT   Beyazperdeye çoğu zaman bol aksiyonlu görsel büyüleri başarıyla yansıtan Uzak Doğu sinemasının son marifeti Çin'in efsanevi savaş ustası Hua (Fok) Yuanjia'ın (1869-1910) yaşam öyküsü... Bileği bükülmeyen, hiç yenilmeyen, kaybetsin diye karşılaşmanın orta yerinde zehirlenen Fok, Jin Wu tekniğini dünyaya tanıtan ve yüz yıldır dövüş sporları denilince akla ilk gelen isimlerden... Bu karakteri hayata geçiren ise karate filmlerinin bir numaralı aktörü Wushu ustası Jet Li olunca özellikle erkekler için Korkusuz (Huo Yuan Jia) kaçırılmayacak bir şölene dönüşüyor.     Vizyona dün giren 2006 Hong Kong-ABD yapımı Korkusuz'un yönetmeni Ronny Ru, yapımcısı ise Çin sinemasının yüz akı Kaplan ve Ejderha (Wu Hu Cang Long), Kahraman (Ying Xiong) ve Parlayan Hançerler (Shi Mian Mai Fu) filmlerini kotaran Bill Kong... Jon T. Benn, Collin Chou, Anthony De Longis ve Masata Harada, başroldeki Jet Li'ye eşlik ediyorlar. Uzak doğunun eşsiz dövüş sporlarına tıka basa doyuran 104 dakikalık filmin senaryosu Chris Chow'un kaleminden çıkarken Shigeru Umebayashi müzikleriyle, Hong-Sang Poon da kamerasıyla yapım ekibine destek veriyorlar.     Karate adı verilen sert ve yer yer kanlı sporu, mükemmel bir kareografi ile adeta dans gösterisine çeviren Korkusuz, aşk, mizah, dram derken iyice karışan çorbayı yine de izleyicilere içirmeyi başarıyor. Çin'in nefes kesen manzarasını fon olarak kullanan Korkusuz, bizleri gelenekle yeninin çatıştığı 1900'lü yılların başına götürüyor. O günlerde batılıların egemenliğine boyun eğmekle meşgul olan Çinlileri bir de kendilerine dehşeti yaşatacak olan Japon istilası beklemektedir. Özellikle tıka basa dolu kentlerinde büyük bir vurdumduymazlıkla zevk-i sefayı tam gaz sürdüren bir toplum için, şaka gibi görünsede gurur ve onur, Fok Yuanjia'nın yumruklarıyla tekrar belirginleşir.   DÜNYAYI ALT EDEN ADAM     Fok'un çocukluğuna dair en önemli ha... Devamı

14 11 2007

Perdede görsel şölen

    ALPER TURGUT   Gösterime dün giren 'Hızlı ve Öfkeli: Tokyo Yarışı' (The Fast and The Furious: Tokyo Drift) araba sevdalılarını, geçtiğimiz hafta sinemaseverlerle buluşan 'Süpermen Dönüyor' (Superman Returns) ise çizgi roman tiryakilerini salonlara çekebilecek, senaryosu kısmen boş, görseli çok hoş yapımlar olarak adlandırılabilir. Efektlerle süslü her iki filmin de heyecan ve aksiyon dozu yüksek...   Tokyo'da kıran kırana yarış     Hızlı ve Öfkeli serisinin üçüncü filmi olan Tokyo Yarışı, Tayvanlı genç yönetmen Justin Lin'in elinden çıkma bir yapım... (Los Angeles, Miami derken şimdilik son durağımız Tokyo) Senaryosunu Chris Morgan'ın yazdığı bu senenin mahsulü 104 dakikalık filmin müziklerini ise Brian Taylor bestelemiş. Yönetmen ile birlikte ilk iki filmde yer alan oyuncu kadrosunun da tamamen değiştiği göz önünde bulundurulursa, 'Kill Bill' in katana ustası Hattori Hanzo mahlaslı yıldızı Sony Chiba, 'Jarhead' adlı yapımda yeteneğini konuşturan Lucas Black ve arabalar dışında Tokyo Yarışı'nda ilgi çekecek pek de bir şey yok. Özetle, teknolojiden son sürat yararlanabilen, kurgusal teknikleri yapıtlara yedirebilen bu yeni nesil filmler, genç izleyicileri büyüleme uğruna devam filmi çekmenin de suyunu çıkarıyorlar.     ABD'de gençliğinin de verdiği hız tutkusuyla araba parçalama rekoru kıran Shaun Boswell 'in, yasadışı yarışlar nedeniyle başı polisle derttedir. Üstüne üstlük anne de hapse düşmesi kaçınılmaz görünen oğluyla uğraşmaktan bıkınca Shaun'a Japonya yolu görünür. Dünyanın en büyük ve en kalabalık kenti olan Tokyo'da görevli asker babasının, insanların iç içe yaşadığı fakirhanesinde soluğu alan Shaun'un ilk işi ise koleje kaydını yaptırmaktır. Sıkıntıdan patlayacağını düşünen adrenalin bağımlısı kahramanımız, kendi ülkesinden dahi tehlikeli yarışların yapıldığı bir ortamla karşılaşır. Keskin virajlar dışında Shaun'un bir ba... Devamı

14 11 2007

Paris'in kucağında aşka dair bir masal...

      ALPER TURGUT   Angel-a, yüzyıllardır aşka yaslanan Paris'te deli dolu soluklanan sevgiye dair kurgusal bir şiir... Düşsel yanılsamanın yeni zamanlı izdüşümü... Hem de eksiğine gediğine aldırmadan, kafa yormadan yaşanan... Mucizevi... Angel-a, Yönetmen Luc Besson 'un, gökkuşağının renklerine inat, siyah beyaz boyadığı (çokta yakışan) masal tadında bir film... Her anlamda zıt ve farklı bir çiftin, güzel ve çirkinin, umutsuzluğun girdabında, hayatın kıyısında tanışıp, kaynaşmasının, kadere posta koymasının gülünç öyküsü...     Angel-a, Subway (Metro), Beşinci Element (The Fifth Element), Derinlik Sarhoşluğu (La Grand Bleu), Nikita ve Leon ile tanıdığımız ünlü Fransız yönetmen, yapımcı ve senarist Luc Besson'un 10. filmi... Besson'un senaryosunu yazmaya 10 yıl önce başladığı ve geçen yıl kotardığı bu yapımın, önümüzdeki günlerde Türkiye'de de gösterime girmesi planlanıyor. Luc Besson, Yamakasi, Wasabi, Taxi (Taksi), Bandidas, The Transporter (Taşıyıcı), Danny The Dog (Kır Zincirlerini), Haute Tension'un (Yüksek Tansiyon) aralarında bulundu 75 filmin yapımcılığını, 32 filmin de senaristliğini yapan bir isim... Angel-a'nın müzikleri ise ünlü müzisyen Jan Garbarek 'in kızı Anja Garbarek'e ait.     Angel-a'nın başrolleri ise Jamel Debbouze ve model, ressam, fotoğrafçı Rie Rasmussen paylaşıyor. Stand-up ustası, şov yıldızı ve TV gediklisi olan Fas asıllı Fransız komedyen Jamel Debbouze 'yi, sinemaseverler 'Amelie'den hatırlıyor. (Jamel, Amelie'de manav çırağı olarak başarılı bir performans ortaya koymuştu.) Jamel Debbouze, sağ kolunu henüz 8 yaşındayken tren kazasında raylara bıraktı ancak yılmadı, yeteneğini konuşturmayı sürdürüyor. Ünlü Yönetmen Brian De Palma 'nın Femme Fetale'in de (Öldüren Kadın) ilk kez karşımıza çıkan Rie Rasmussen görsel bir mucize gibi... Danimarka doğumlu 28 yaşındaki Rie için Luc Besson, ''Onda daha fazlası var. ... Devamı