17 11 2007

'Kambur kadın'da savaş izleri...

    ALPER TURGUT   Yarınlara olan umudu yeşerten savaş karşıtı bir filmin adı Grbavica (Esma'nın Sırrı)... Etkili, sıcak, samimi, bir o kadar özgün. Film, Bosna Savaşı'nda tecavüze uğrayıp, bedenlerinde işkencenin ömür boyu silinmeyecek izlerini taşıyan kadınları bize tekrar hatırlatıyor. Yanı başımızda acımasız bir işgal sürerken kanayan ruhların sessiz çığlığı duyulabilsin diye...     Bundan 14 yıl önce Birleşmiş Milletler (BM) askerlerinin gözleri önünde yaşanan cinayet, katliam ve soykırım uygulamalarının korkunç bilânçosu: 312 bin ölü, iki milyon evsiz, kimi kaynaklara göre 20, kimine göre ise 50 bini aşkın tecavüz mağduru kadın. Avrupa'nın göbeğinde toplarla dövülen kentler ve semtler: Saraybosna, Srebrenica, Zepa... Yıkılan tarihi Mostar Köprüsü... Yakılan evler, toplama kampları, yüzlerce toplu mezar... 1992­-1995 yılları arasında Bosna Hersek'de yaşananlar nasıl anlatılır? Keskin nişancıların sivilleri hedef tahtasına çevirdiği, Kurukafa bayraklı Sırp çetelerinin (Çetnik) kana doymadığı, erkeklerin sünnetli diye kurşuna dizildiği, kadınların sistematik tecavüze uğradığı gerçeği tüm insanlığın karşısında sere serpe dururken... Ki uzak bir geçmiş değil ve acısı hala taptaze...     Bugüne dek Bosna Savaşı'na dair pek çok film çevrildi. Örneğin; Milcho Manchevski'nin çemberin asla yuvarlak olmadığını 'kelimeler', 'yüzler' ve 'resimler' ile haykırdığı muhteşem başyapıtı Yağmurdan Önce (Before the Rain), ünlü yönetmen Emir Kusturica'nın acıyla mizahı harmanladığı Yeraltı (Underground) ve sonrasında Bir Mucizedir Yaşamak (Zivot Je Cudo) adlı eserleri, Isabel Coixet'in (Goya ödüllerini toplayan) bir kadın şahsında savaşı resmettiği filmi Sözcüklerin Gizli Yaşamı (La Vida Secreta de las Palabras) ile Ahmed Imamovic'ten tabiri caizse 'ortaya karışık' ve kısmen absürd bir deneme Batıya Git (Go West) ilk akla gelenler...     Boşn... Devamı

17 11 2007

Radyo dünyasına hüzünlü yolculuk

    ALPER TURGUT   Ünlü yönetmen Robert Altman, "A Prairie Home Companion" (Kır Evi Arkadaşı) ile radyo dünyasını anlatıyor. Yıldız yağmuruyla kotardığı müzikalini, komedi ve dramla harmanlıyor. Filmde yok yok. Ölüm, melek, aşk, hamile kadın, zalim patron, intihar eğilimi taşıyan genç kız, yaşı geçkin şarkıcı, kovboylar, şiir, espri... Ve herşeyden önemlisi müzik.     55 yıldır sinemanın içinde yer alan usta yönetmen Robert Altman bugün artık 81 yaşında... Sosyeteden İnsan Manzaraları (Short Cuts), Gosford Park, MASH, Nashville, Oyuncu (The Player) gibi bir çok yapıma imza atan Altman hala yazıyor, hala yönetiyor. Oscar'a 7 kez aday olan ancak heykelciği bir türlü kazanamayan Altman'a, akademi tarafından bu yıl yaşam boyu onur ödülü verildi. Altman, törende yaptığı teşekkür konuşmasında, işsiz kalmamak için geçirmiş olduğu kalp nakli ameliyatını 11 yıldır sakladığını söyledi: "Sanırım buraya sahte bir görünüşle geldim. Size karşı dürüst olmalıyım. 30'larının sonlarındaki bir kadının kalbine sahibim. Bu hesaba göre de bana Oscar ödülünü çok erken verdiniz, çünkü daha 40 yılım var..."       Robert Altman'ın son eseri ise Türkiye'de ne zaman gösterime gireceği belli olmayan "A Prairie Home Companion"... Yazar, mizahçı, şarkıcı Garrison Keillor, kendi radyo şovunu Altman için kaleme aldı ve hatta başrolü kaptı. Film, Altman'ın yönetmenliğinde bir çok yıldızı biraraya getiriyor. Kadro müthiş ve adeta ünlüler geçidi gibi. Filmde, şarkıcı Johnson kızkardeşleri Oscar avcısı Meryl Streep (Yolanda Johnson) ve deneyimli aktris Lily Tomlin (Rhonda Johnson) canlandırıyor. Amerikalılar'ın yeni gözdesi 20 yaşındaki şarkıcı-oyuncu Lindsay Lohan, Yolanda'nın depresif kızı Lola Johnson rolünde...     Filme renk katan şarkıcı kovboylar ise Woody Harrelson (Dusty) ve John C. Reilly (Lefty)...Wanda Adında Bir Balık'la (A Fish Called Wanda) parlayan yetenekli aktör Kevin Kline,... Devamı

17 11 2007

Bir kraliçeyi anlatmak

    ALPER TURGUT   Marie Antoinette, belki de kraliçelerin en ünlüsü... Tarihin görmediği partiler düzenleyen, sarayı hayvanat bahçesine çeviren, şarap kadehini kendi göğüs ölçülerinden yaptıran, pembe takıntılı bir kadın. Aynı zamanda ailesini kaybedip, bir gecede saçları ağaran ve genç yaşında giyotine yürüyen... Ve hiç kuşkusuz bir ihtilalin bahanesi... Yönetmen Sofia Coppola'nın boyundan büyük bir işe soyunduğu ve alt yapı eksikliği gözden kaçmayan "Marie Antoinette" filmi, Cannes'daki ilk gösteriminde yuhalandı. Marie Antoinette, Fransız devrimini es geçen, sadece görselliği ile adından söz ettirecek bir yapım. Kısacası bir kraliçenin şahsında betimlenen sabun köpüğü bir masal.     Avusturya-Macaristan İmparatoriçesi ve meşhur Habsburg sülalesinin lideri Maria Theresa'nın 16 çocuğundan 12.si olarak 1755'de doğdu Marie Antoinette (Marie Antoina Josepha Joanna)...Yakınlarının ve saray erkanının kısaca "Toni" diye seslendiği Marie, 14 yaşında Fransa'ya gelin gitti. Kayınpederi nam-ı diğer Louis serisinin 15.si ölünce Marie Antoinette, eşi 16. Louis ile birlikte 19 yaşında tahta ortak oldu. Dirayetsiz ve yeteneksiz kral tamı tamına 7 yıl Marie ile ilgilenmeyip, ona elini sürmeyince genç kadın, kendini fakir halkı iyice çileden çıkaran zevki sefaya verdi. Yetmedi. Sarayı dekore ettirdi ve kendini tüm dünyadan soyutladığı bir köy kurdurdu. Oysa sarayın dışında önce Fransa'yı, sonra Avrupa'yı en sonunda da tüm dünyayı tutuşturacak ateş yakılıyordu. Kıtlıktan ve asil sınıfından bunalan halk devrime hazırlık yapıyordu. Ağabeyi İmparator 2. Josef'in baskısıyla 16. Louis karısıyla ilgilenmek zorunda kaldı. Ardından 28 yaşında ilk bebeğini doğurdu Marie ve peşisıra üç çocuğu daha oldu.     Anne olduktan sonra iyice politikaya bulaşan genç kraliçe, halkı mutlu edecek kararlar almaya çalıştı. Ancak karşısında saraydan nemalanmayı sürdürmek isteyen Fransız soylularını buldu. Ve 1789'da a... Devamı

17 11 2007

Peynir mi daha zararlı sigara mı?

    ALPER TURGUT   Sigara İçtiğiniz İçin Teşekkürler ( Thank You For Smoking ), dünyada günde bin 200 can alan (sadece ABD'de 55 milyon tiryaki var) sigara bağımlılığı ve tütün imparatorluğu üzerine, esprilerin havada uçuştuğu yer yer komik, tümden eğlencelik bir film. Yapım, taşlamaya yatkın akıcı senaryosu, dünyayı şimdiden ikiye bölen sigara sorununa yönelik değişik bakış açısı ve iyi oyuncularla desteklenen kadrosuyla izlenmeyi hak ediyor.     Sigara İçtiğiniz İçin Teşekkürler, bir döneme damga vuran ünlü "Hayalet Avcıları" serisinin yönetmeni Ivan Reitman'ın 29 yaşındaki oğlu Jason Reitman'ın ilk uzun metrajlı filmi... Genç Reitman, 30 yıldır bilim adamlarının sağlığa zararlarıyla ilgili doğrudan kontak kuramadığı sigarayı (çoklarına göre illet) masaya yatırmış ve tütün lobisini ti ye alan bir film yaratmış. Toronto ve Sundance film festivallerinde vizyon şansı yakalayan ve kapitalizmi hafif bir şekilde eleştirmeyi de unutmayan yapım, büyük ses getirmişti. Sigara İçmediğiniz İçin Teşekkürler'in Türkiye'deki gösterimi ise dün Filmekimi etkinliği kapsamında yapıldı.   KİM DAHA ÇOK ÖLDÜRDÜ?     Filmin kadrosunda Aaron Eckhart, Maria Bello, William H. Macy, Sam Eliot, Rob Lowe, JK Simmons ve Robert Duvall gibi yetenekli oyuncular ve yıldızlar bulunuyor. Bunun dışında Dawson's Creek dizisiyle ünlenen ve ardından Hollywood'un en güçlü isimlerinden Tom Cruise ile evlenen Katie Holmes, pek çok hayranı bulunan OC dizisinin yıldızı Adam Brody, günümüzün en meşhur çocuk oyuncusu Cameron Bright da yapımda yer alıyor. Sadece ABD'de sigara sektöründe 5 milyon kişinin çalıştığı gerçeği, sigara mağdurlarına 246 milyar dolar ödeyen tütünün son efendileri, kanser olmasına karşın rüşvet karşılığı susan Marlboro kovboyu, milyonlarca dolar karşılığında bir filmde sigara içmeyi kabul eden Hollywood yıldızları yapıma renk katıyorlar.     Nick Naylor'un, Atilla'nın 5 m... Devamı

17 11 2007

Sıra dışı bir öğretmenin mücadelesi

    ALPER TURGUT   Nelson'ın İkilemi (Half Nelson), yoksul ve koyu renkli öğrencilerle dolu sıradan bir Amerikan okulunda, öğretmek adına adeta çırpınan iyi yürekli bir eğitimcinin hikâyesi... Çarpık ve bozuk düzen nedeniyle nefes dahi alamayan ve herhangi bir çıkış bulamayıp uyuşturucuyla yaşamını kahreden bir adama dair...     Yoz Amerikan kültürü, bozuk eğitim sistemi, parçalanmış aileler, uyuşturulan ve kaybolan hayatlar, sorunlu kişilikler, ırkçılık, yabancılaşma... Ne ararsan var filmde. Kasmadan ve katiyen zorlamadan... İşçiler, isyancılar, eşcinseller, cezaevleri... Her türlü durum ve sorun, uygun bir dozda filme yedirilmiş. Üstüne üstlük siyasi mesajlar ve sistemi eleştiren göndermeler ise zeki bir dille bir çırpıda verilmiş.     Son Antalya Film Festivali'nde ilk gösterimi yapılan Nelson'un İkilemi, genç yönetmen Ryan Fleck'in elinden çıkma gerçekten özgün, sarsıcı ve etkileyici bir eser. Yapım, Fleck'in iki yıl önce çektiği 19 dakikalık kısa film Gowanus, Brooklyn'in yeniden harmanlanmış ve uzun metrajla onurlandırılmış hali... Fleck, Nelson'un İkilemi'nin senaryosunu ise ayrılmaz ikili haline geldiği Anna Boden ile birlikte kotardı. Bu yıl çekilen 104 dakika uzunluğundaki film (Half Nelson, güreş sporunda yapılan bir harekete verilen isim) şimdiden 8 ödül kazandı.     İnançlı (The Believer), Not Defteri (The Notebook), Gitme (Stay) derken sinema kariyeri denen merdivenin basamaklarını hoplaya zıplaya çıkan 26 yaşındaki Kanadalı aktör Ryan Gosling, Nelson'un İkilemi'nde mükemmele yakın bir performans sergiliyor ve oyunculuğuna hayran bıraktırıyor. Mimik ve jestlere odaklanan yakın çekimler, filmin ruhuna anlam katan müzikler, bulanık görüntü, ağır ama şiir tadında değişen sahneler... Sonuçta, Nelson'un İkilemi (adıyla tezat) sizi asla izlesek mi izlemesek mi gibi bir ikilemde bırakmayacak kadar iyi bir film...   Uyuşturucunun her tür... Devamı