29 10 2010

Pastel renkli bir yaşamak şiiri

 

ALPER TURGUT

 

“Sihirbaz” (The Illusionist), geçmişle geleceğin çarpıştığı, bir devrin kapanıp yenisinin açıldığı o amansız ve inadına hüzünlü kırılma noktasında, insana dair öyle yoğun bir anlatım dili yakalıyor ki, diyaloglara bile gerek duymadan resmen hayatın acımasız gerçeklerini resmediyor. Animasyon etiketli, pastel renkli ve duygu yüklü bu tarifsiz beyazperde şiirini, sakın ola kaçırmayın. Şefkat, merhamet, aşk, dostluk, pembe düşler, kırılan umutlar, kıymetli zaman, zenginlik-fakirlik, yalnızlık, kadın-erkek ilişkileri, eskiyle yeninin çatışması ve daha nicesi… Güçlü, hisli, etkileyici... Farklı, özgün, dinamik... Üstelik izlemezseniz, şöyle bir sorunun yanıtını da alamamış olursunuz: evet, yaşamak, 75 dakikaya sığar mı?

 

Sihirbaz, Oscar adayı müthiş “Belleville’de Randevu” filminin senarist ve yönetmeni Sylvian Chomet’nin yeni mucizesi, bir nevi... Efsanevi Fransız komedyen Jacques Tati'nin kızı Sophie'ye yazdığı mektubundan uyarlanan Sihirbaz, kısaca, mesleğinin tüm cazibesini yitirmiş olduğunu görecek denli bedbaht, yaşlı bir illüzyonistin, İskoçya turunda yoksul, meraklı ve yeni bir hayat özlemiyle yanıp tutuşan Alice adlı genç bir kızla yollarının kesişmesini kurguluyor.

 

Yıl 1959'dur, Rock müzik yükselişe geçmiş, sahnelere adeta el koymuştur. Pavyon diliyle, müzik gruplarının uvertürü ise sihirbazlar ve palyaçolardır.  Aksi, şişman ve oyun bozan beyaz tavşanıyla, Fransa'da tutunamayan kahramanımız, İskoçya'da şansını denemeye karar verir. Küçük bir İskoç kasabasında, iyiliğinin dokunduğu Alice, sihirbazımızdan etkilenir ve Edinburgh rotası çizilirken, gizlenerek peşine düşer. Alice, sihire inanmıştır, sihirbazımız ise yalnızlığının sona erdiğine... Alice'nin varlığı, sihirbazı yaşama bağlamıştır, o, genç kızı mutlu etmek için elinden geleni yapar. Mutsuzluk hali mutlulukla yer değiştirmiştir bile... Garip ikilinin kaldığı otelin müşterileri ise, çağa ayak uydurmakta zorlanan sihirbaz, cambaz, hokkabaz ve palyaçolardır. Genç kadın,         onların da yüreğine değer, dönüştürür. Kendi kalbi de boş kalmayacaktır, bir delikanlı gelip onu çalacak, olan bizim sihirbaza olacaktır. 

 

BİR KOPYADA NEFES NEFESE

 

“Nefes Nefese” (Inhale), Türkiye genelinde bir kopyayla gösterime giriyor. Yasadışı organ nakli ve anne-babanın sorumluluğu üzerine inşa edilen filmin, yaşamsal önemdeki bir konuyu didiklemesi kayda değer ama bunun dışında, sıradan bir macera filminden fazlaca bir artısı yok. Hollywood'un anneyi, yavrusu için her şeyi göze alır, babayı (üstelik savcı) ise adaletin simgesi gibi göstermesi yeni bir şey değil. Sihirbaz varken Nefes Nefese'yi önermek saf dillik olur.

 

DÖNEM FİLMİ ÇEKEMİYORUZ

 

Gelelim, ülkemiz sinemasındaki trajikomik bir gerçeğe... Biz, tarihi film, dönem filmi yapamıyoruz, ya ucuza kaçıyoruz ya da elimize gözümüze yüzümüze bulaştırıyoruz. Bu hafta Nene Hatun, 135 kopya ile gösterime giriyor, yılın şimdilik ve doğrusunu söylemek gerekirse uzak ara en kötü filmi budur, yapmayın, etmeyin, insanları hem tarihten hem de sinemadan soğutmuş oluyorsunuz. Unutmadan, Kubilay da, 71 kopyayla vizyon diyor ve üstüne basarak ve altını çizerek vurguluyorum, hiçbir sinema yazarı bu filmi izlemedi, film eleştirmeninden gizlediğiniz filmi, seyirciye nasıl beğendireceksiniz, işte bu da sizin sorunuz ve sorumluluğunuz. 

84
0
0
Yorum Yaz