02 07 2010

Kurt adam, vampir ve imkânsız bir aşk...

 

 

ALPER TURGUT

 

Çılgınlık derecesinde bir ilgiyle karşılanan “Harry Potter”, cazibesini zamanla yitirdi, hem oyuncular, hem seyirciler el kadar çocuktular, büyüdüler, kocaman oldular. -Yakında Hababam Sınıfı, büyücü okulunda içerikli yerli işi bir film çekilecekmiş, anlaşılan o ki; büyümemekte ısrar eden yalnızca bizim gişe sevdalıları- Neyse... Artık yeniyetme bir dünyanın yeni bir modası var; “Alacakaranlık” serisi... Kızılderili kökenli toy bir kurt adam, hayli romantik bir vampir ve insanlığından sevda uğruna vazgeçmeye meyleden, yaratık olmaya hevesli genç bir kız... Karşımızda garip bir aşk üçgeni var, orası kesin. Evet, serinin üçüncü filmi “Alacakaranlık Efsanesi: Tutulma” (The Twilight Saga: Eclipse), gelecek sene ve ondan sonraki yıl, tek bölümün ikiye ayrılmasıyla gerçekleşecek “Şafak Vakti” finalinin sondan bir önceki durağı. Kurt adamların ve vampirlerin, yeni doğan kan emicilere karşı ittifak kurmasını dillendiren Tutulma, haliyle bağımsızlığını ilan edemediği için salt dolgu malzemesi işlevini görüyor.

 

Stephenie Meyer’in “görüngü” etiketli çoksatar kitap serisinden devşirilen Alacakaranlık’ın üçüncüsünde, yönetmenlik koltuğuna “Hard Candy” ve “30 Gün Gece” ile tanıdığımız İngiliz David Slade oturuyor. Başrolleri, daha şimdiden Hollywood ünlüleri arasındaki yerlerini alan yeni nesil oyuncular; yakışıklı model Robert Pattinson, güzelliği göreceli Kristen Stewart ve henüz 18 yaşındaki ödüllü karateci Taylor Lautner üstleniyorlar. Onlar, kapitalizmin yeni oyuncakları... Adı geçen bu gençler, tişörtleri, posterleri ve reklam bombardımanıyla tez zamanda ikona dönüştürüldüler bile, yazık... Seriyi takip edenler ve elbette gençler bu filme gidecekler, ancak Alacakaranlık serisi, kesinlikle yetişkinlere göre değil, oyunculuklar, kurgu, yönetim ve aklınıza daha ne gelirse, kötüye yakın. Üstelik komik değil, romantik hiç değil, aksiyon az, ergen lakırdısı çok. Önermiyoruz. 

 

İnsanlıktan çıkan varlıkların gözdesi Bella Swan (Kristen Stewart), yine tehdit altında ve tehlikenin tam ortasında... Vampir sevgilisi Edward Cullen (Robert Pattinson) bir yandan, yoğun duygular beslediği kurt adam Jacob Black (Taylor Lautner) ise diğer yandan, genç kızı adeta ablukaya almışlardır. Mezuniyet töreni yaklaşırken Bella’nın aklında sadece yapacağı seçim vardır. Ya vampir olacak, Edward ile kan içerek yaşayacağı sonsuz ve soğuk bir yaşam sürecek, ya insan olarak kalacak ve kurt adam Jacob ile hayatı paylaşacaktır.

 

ÖLÜM ZİLİ ÇALIYOR

 

Güney Kore Sineması, son yıllarda öyle bir parladı ki; ışığı bir anda ta Uzakdoğu’dan en yakınımıza dek sokuldu. Ancak onların da saçmalama özgürlüğü var. Örneğin “Ölüm Zili” (Gosa: Piui Junggangosa - Death Bell), ne güne duruyor. Bir lise düşünün, intikam hissiyle yanıp tutuşacaksınız ve okulu, öğrencileriyle birlikte deneme tahtasına çevireceksiniz. Konu bildik, peki, ya senaryo? Siz mümkünse alışılmadık bir şey beklemeyin. Öyle kötü bir metin ki bu, harala gürele içerisinde tuhaf bir kan banyosu... Kulakları tırmalayan çığlıklar, vahşi cinayetler ve filmin tamamına yayılan olmamışlık hissi. Bir de haddini bilmeyerek, mesaj kaygısı taşıması iplerin iyice kopmasına yol açıyor. Bu büyük basiretsizlik, korkmaktan öte beni güldürdü, anlamsız bir yapıt izlemek istiyorsanız tamam, yoksa unutun gitsin derim.

 

Cumhuriyet Gazetesi

0
0
0
Yorum Yaz