01 10 2010

Kötülüğe inat; bir “İyi Yürek”

 

 

 

ALPER TURGUT

 

 

“İyi Yürek” (The Good Heart), insanlıktan tamamen çıkamayacağımızı savunan, salt kötülük diye bir şeyin var olmadığını haykıran, güzel bir kalbin, dönüştürme ve değiştirme etkini gözümüze gözümüze sokan, kalburüstü bir film. Haftanın en iyisi, seyretmeli.

 

“Bana göre hayatın esası iyiliktir ve elbette her insan iyidir” diyen ve dramla mizahı ustaca harmanlayan İzlandalı yönetmen Dagur Kári (senarist ve müzisyen üstelik), İyi Yürek’ten önce “Tutunamayanlar” ve “Buzdan Hayaller” ile sinemaseverlerin kalbini fethetmişti. Filmin başrolünde yetenekli ve deneyimli aktör Brian Cox ile yeni neslin parlayan isimlerinden Paul Dano var. Yalnız ve huysuz ihtiyar Jacques ile sokakları mesken eyleyen kimsesiz ve sessiz Lucas’ın yolları, hastanede kesişir, bizim aksi yaşlı adam, beşinci kalp krizini geçirmiş, delikanlı ise intihar etmeye çalışmış ama başaramamıştır. Sonra bu birbirlerine tamamen zıt ikili dost olurlar ve Jacques’ın barında yeni bir hayata merhaba derler. Lucas’ın altın yüreği önce bizim ihtiyarı ardından da barın müdavimlerini hayata bağlar. O, kanatsız bir melektir, dengesini ise elbette bir kadın, April bozar. Dagur Kári, asıl amacının mizahı şiirle, komediyi trajediyle birleştirmek olduğunu söylüyor. Ve evet, bunu başarıyor. Film boyunca bize eşlik eden hüzün ve neşe, finale doğru sert bir dönemeçle yerini trajediye bırakıyor.

 

YEDEK POLİSLER

 

“Yedek Polisler” (The Other Guys), aksiyon, komedi ve ünlü aktörleriyle, tipik bir gişe filmi. Ne çok komik ne de çok akılda kalıcı, izle, eğlen ve anında unut. Filmin başrollerini Will Ferrell, Mark Wahlberg, Eva Mendes, Michael Keaton, Steve Coogan, Ray Stevenson, Samuel L. Jackson ve Dwayne Johnson üstleniyorlar. Adam McKay’ın yönetmenlik koltuğuna oturduğu bu yapım, bırakın polisliği sokakta yürümeyi bile beceremeyen iki elemanın, kahramanlığa soyunmasını anlatıyor. Peki, film çok mu kötü? Hayır değil, hatta iyi bile denebilir, tek eksiği, zihinde barınamaması…

 

KAVŞAK

 

”Paramparça Aşklar ve Köpekler”den sonra kesişme odaklı diğer filmler ister istemez yavan geliyor. Bir çılgınlık sanırım bu, herkes kesişme öyküleri kurguluyor, emin olun; çoğu berbat, azı iyi. “Önünde bir kavşak belirdiyse hayatın değişecek demektir...” sloganını kuşanan müzisyen ve reklam yönetmeni Selim Demirdelen, “Kavşak” adlı ilk uzun metrajlı filmiyle (Anlat İstanbul projesinin yönetmenlerinden biriydi) Adana Altın Koza’dan dört ödülle döndü. Kavşak genel anlamda ve bunca kötü yerli işi yapım arasında iyi bir film olarak göze çarpıyor. Güven Kıraç. Sezin Akbaşoğulları. Umut Kurt, Cengiz Bozkurt, Yücel Erten, Nihal Koldaş, Mete Horozoğlu ve Dolunay Soysert’in oyuncu kadrosunda yer aldığı Kavşak, aslında çok sıkı bir kısa film olurmuş ya, neyse… Senaryodaki zafiyet ve mantık hataları, filmin yumuşak karnı, ancak müzikler enfes. Ve en çok tepkimi çeken ise işkenceci katil polisin, gayet insani betimlenmiş olması, işte bunu yapmayın. Kavşak, haftanın en iyi yerli filmi, şans tanıyın derim.

 

KAKO Sİ?

 

Hah unutmadan bir de festival festival dolaşan ve Ekim’in ilk günü gösterime giren “Kako Si?”(Nasılsın?) var. Özlem Akovalıgil’in çektiği, hiçbir şekilde olmamış, olamamış bir film bu. Ne belgesel, ne de kurgusal, deneysel, deneysel dediğimiz yapımlardan biri, özetle… Belli başlı rolleri Semahat Garuşanin (Semahat), Mesut Akusta (Fatih), Deniz Çakır (Lidya), Kemal Okur (Ufuk), Atilla Öner (Selim) ve Ayberk Attila (Dedeko) sırtlıyorlar. Yaşlı bir kadının, uzun yıllar sonra İstanbul’dan Bosna’ya tersine göçünü anlatmaya çabalayan Kako Si?, keşke belgesel olarak çekilseymiş. Gereksiz diyaloglar, oyunculukların ve oyuncu yönetiminin aksaması, vs. vs. Say say bitmez, yaz yaz tükenmez. Tatsız, tuzsuz. Tamam, para sıkıntısını ve koşulların zorluğu anlaşılabilir ama ortaya çıkan şeye film diyemem ve sizleri sinemaya davet edemem, emin olun, mümkün değil.

0
0
0
Yorum Yaz