22 10 2010

Kırık bir kalp, dünyayı değiştirir

 

ALPER TURGUT

 

“Sosyal Ağ” (The Social Network), Çin ve Hindistan’ın ardından kalabalık baz alındığında üçüncü sıraya yerleşen Facebook adlı fenomenin, sevdiği kız tarafından terk edilen bir ergenin kırık kalbinden doğup, 25 milyar dolarlık bir teselliye dönüşümünü anlatıyor. Evet. Facebook, 500 milyondan fazla bir nüfusu barındıran çokuluslu (207 ülke) sanal bir dünya; eski dostlar bulunuyor, yeni arkadaşlıklar kuruluyor. Ancak internet çağının mavi beyazlı bu bildik yüzü, “Büyük Birader”in de işini kolaylaştırıyor, biz kartlarımızı açık oynuyoruz, sisteme gönüllülük temelinde hizmet ediyoruz.

 

“Yedi” ve “Dövüş Kulübü” ile tüm sinemaseverlerin yüreğinde ayrı bir yer edinen yönetmen David Fincher, senaryo yazarı Aaron Sorkin ile el ele verip, Facebook’u yarattığında yani 2003 yılının Ekim ayında henüz 19 yaşında olan Harvard’lı zekâ küpü Mark Zuckerberg’in peşine düşmüş. Asıl kaynakları ise Ben Mezrich'in yazdığı “The Accidental Billionaires” adlı kitap olmuş. Filmin başrollerinde Jesse Eisenberg, Andrew Garfield, Justin Timberlake, Armie Hammer ve Josh Pence var.

 

Fazla para, reklâm, girişimcilik ruhu, uyuşturucu, aşırı sosyallik, merak, hırs, dostları düşmana çeviren anlar, davalar, güzel kadınlar… Elbette, internet ve bilişim devlerinin de iştahını kabartan sancılı bir büyüme öyküsü bu… Filmin tarafsız kaldık söylemiyse gelin ve görün ki gerçeği yansıtmıyor. İnsanları bir araya getiren mucizevî buluş, bir anda dünyayı sarınca, yol arkadaşlarını savuruyor, buraya kadar tamam, ancak görece de olsa ortada bir dürüstlük yok, inandırıcılık hiç yok, dava sürecinde ortaya dökülen diyaloglar, kötü arkadaşlar edinen bir gencin, pişmanlığından ve salt toyluğundan demleniyor. Sözüm ona Mark Zuckerberg, parayı önemsemeyen, yola çıktığı insanları satmayan bir tür melek. Yok artık. Üzgünüz Bay Fincher, Sosyal Ağ, şu haliyle sinemaya sırtını dönmüş. Dövüş Kulübü sisteme karşıydı, Sosyal Ağ ise göbekten bağlı. İnanın bu bir belgesel bile değil, olsa olsa Zuckerberg ve Facebook’un reklam filmidir.

 

ROMA, İNSANLIĞIN BAŞ BELASIDIR

 

 

 

“Son Savaşçı” (Centurion), eski kıtayı köleleştirmeye resmen ant içmiş zalim ve merhametsiz Roma İmparatorluğu’nun, adeta gerilla savaşı veren Britanyalı Piktler ile kördüğüme dönüşen mücadelesini anlatmaya çabalayan vasat bir seyirlik, üstelik finali kötü ve sanki aceleyle bağlanmış. İlle de tarihi film diye bir ısrarınız varsa bu filme gidin, aksi takdirde boş verin.    

 

 

Filmin yönetmeni ve senaristi Neil Marshall. Belli başlı rolleri “Açlık/Hunger” filmiyle rüştünü ispat eden Michael Fassbender (Quintus Dias) ile Dominic West (Virilus), Olga Kurylenko (Etain), Noel Clarke (Macros), David Morrissey (Bothos) ve J. J. Feild (Thax) üstleniyorlar.

 

 

Yaklaşık 1900 yıl önce Avrupa, Asya, Afrika üçgeninde dev bir imparatorluk kuran Romalılar, İngiltere’de sert bir kayaya çarpmıştır. Piktler, koca bir garnizonu yok eder, geriye sadece Quintus Dias adlı savaşçı kalmıştır. Üstün ırk saplantılı Romalılar, barbar belledikleri Piktler ve önderleri Garlacon’u tarihe gömmek için pek meşhur 9. Lejyonu, General Virilus komutasında sefere çıkartırlar. Ancak Romalılar için Britanya deplasmanı, çantada keklik değildir. Ölümsüz savaşçı Quintus Dias’ın rehberliğinde ilerleyen lejyon, Piktlerin tuzağına düşmek üzeredir. Sonrasında tuhaf bir savaş, Roma’nın ünlü adaletsizliği, barbar kabilelerin intikam dürtüsüyle daha da amansız hale gelmeleri ve doğal olarak araya sıkıştırılmış bir aşk vardır.

0
0
0
Yorum Yaz