7/6/2008
KASA HER ZAMAN KAZANIR MI?

ALPER TURGUT
21, dünyanın en zeki öğrencilerinin azılı kumarbazlara dönüşüp, kumarheneleri soyup soğana çevirmesini anlatan ilginç bir seyirlik… Tatlı hayat, yüksek bahisler, kazanma çoşkusu, kaybetme korkusu… Film, gerçek bir öyküden damıtılmış, içine de bolca aksiyon, macera, romantizm ve heyecan katılmış. Yani ne ararsanız var. 21, “kasa her zaman kazanır” düsturunu yıkanlardan… Ve bu bir blöf değil.

İskambil kâğıdı, zar ve taşlarla oynanan o kadar çok oyun var ki… Pişti nam-ı diğer pişpirik, kaptıkaçtı, papazkaçtı, tombala, altmışaltı, maçakızı, piket, kastet, pinaki, blum, fanti, prafa, hoşkin, pastra, anastra, kanasta… İnsanoğlunun zaman öldürmesi için tasarlanmış (tümden keyifli mi yoksa bir eziyet mi orası tartışılır), envai çeşit oyun. Kadınlara dair konken ve bezik'i, üniversite öğrencilerinin sığınağı king'i (yöresel adıyla Rıfkı) atladık sanmayın. Listemizde kanlı king, balayı kingi, ohel, batak, 51 ve okey de var. Zekâ geliştirici briçi ayrı biryere koyarsak gırgırla başlar hırgür ile biter çoğu…

Ancak boş ve hoş oyunları değil yuvayıkan tabir edilen kumarı anlatmak niyetindeyiz. Dernek, klüp, sosyal tesis kamuflajıyla açılmış kumar salonları, gündüz kahvehane gece kumarhane olarak işletilen yeşil çuhalı, bol dumanlı tekinsiz mekânlar, emeğin, alınterinin, rızkın sebil edildiği oyun masaları… Bataklığın öbür ismidir kumar, kısa yoldan köşeyi dönme fikri ise başlıbaşına en kötü alışkanlığımızdır. Ve bu meret bukelemun gibidir, binbir surattır, sürekli kılık değiştirir. Gün olur poker, rulet ve barbut diye çıkar karşımıza, bir bakarsınız bakara, yanık ve kılıç adını almıştır. Tek kollu canavarlar da denilen hayat söndürmeye meyilli oyun makineleri de cabası… En sona ise filmimize adını veren 21 yani Blackjack’i sakladık. Güzel yapıt Yağmur Adam (Rain Man) da aynı konuyu işliyordu, istatistik dehası, yani kâğıt saymayı bilen, kafası arı gibi çalışan insanların bu oyunda şansının yüksek olduğunu…

Unutulmamalı, bazen sonuç kadar süreçte önemlidir. Kumarı özendirmek özellikle gençleri bu illete sevketmek konusunda hoşgörünün ayarı nedir? Kumarhaneler Kralı Ömer Lütfü Topal’ın öldürülmesini, işkencehaneye dönüşen kumarhaneleri, vakti zamanında Kuşadası’nı kumar merkezi yapmak isteyen çeteleri hala hatırlarız. (Yıllar önce Milliyet Gazetesi’nde çalışırken ve kumarhaneler henüz serbestken yanında iki bavul dolusu parayla bir otelin kapısının önünde ünlü silah kaçakçısı Adnan Kaşıkçı’ya rastlamıştım. Perde arkasından para aklama işleri ayyuka çıkmıştı. Sabaha karşıydı, bana fotoğraf çekmemem için kirli paralarından teklif ettiğini ve benim tereddütsüz reddettiğimi dün gibi hatırlarım) Biz yine gözalıcı ışıklarıyla çirkefini örtmeye çalışan Günahlar Şehri Las Vegas’a dönelim. Düşkünlüğe, hırsa ve içimizdeki şeytana lanet okuyarak…

Gerçek bir hikâyeden esinlenilen 21’i, Bu Nasıl Sarışın? (Legally Blonde) ile iyi bir çıkış yakalayan Avustralyalı genç yönetmen Robert Luketic çekti. Filmin başrollerinde en son Across the Universe'de izlediğimiz Jim Sturgess, Hollywood ‘un yeni nesil güzel yıldızlarından Kate Bosworth, Matrix’in Morpheus’u Laurence Fishburne ve ünlü ve yetenekli aktör Kevin Spacey var. Yapımcılar Dana Brunetti, Kevin Spacey ve Michael De Luca. Senaryo, Ben Mezrich'in çoksatar kitabı Bringing Down the House'dan uyarlanıp Peter Steinfeld ve Allan Loeb tarafından kaleme alındı. Oscarlı görüntü yönetmeni Russell Carpenter yine harikalar yaratıyor. Müzik ise David Sardy’e ait. Laurence Fishburne, "Büyük bir kumarbaz değilim ama hayat ve kumar kültüründe seksi bir şeyler var. İşte bu rolü oynamak, o dünyaya girmenin bir yoluydu." diyor. Dünyanın en zorlu üniversitelerinde okuyan, parlak ve gelecek vaat eden zekâlarını, Las Vegas’ta zengin olmaya adayan gençlerin öyküsü diye özetleyebileceğimiz 21, dün gösterime girdi.

M. I. T. Massachusets Teknoloji Enstitüsü’nün inek tabir edilen en deha öğrencisi Ben Campbell’ın (Jim Sturgess), Harvard Üniversitesi’nin tıp bölümüne geçmek için 300 bin dolara ihtiyacı vardır. Kendi halinde, sessiz, sakin ve çalışkan, hatta ana kuzusu Campbell, hayatını kumara vakfetmiş matematik profesörü Micky Rosa (Kevin Spacey) ile tanışınca 180 derecelik bir dönüşüm geçirir. Rosa’nın okulun en yetenekli öğrencilerini, kendi kurduğu sistemle birer kumar canavarı haline getirir. Uyguladıkları yöntem hem yasadışı hem de zevklidir. Her haftasonu, sahte kimliklerle Boston’dan büyülü kent Las Vegas’a uçarlar, bir yandan eğlenip diğer yandan da kumarhaneleri kazıklayıp geri dönerler. Tatlı hayat, Ben Campbell’i asosyal dostlarından ayırıp okulun en güzel kızı (aynı zamanda kumar takımından arkadaşı) Jill Taylor’a (Kate Bosworth) yakınlaştırır. Paranın gücü, bir süre sonra genç adamı sınırlarını aşmaya zorlar ve güvenlik için uyguladıkları sıkı kurallar bir anda yıkılır. Artık en büyük tehlike, kumarhaneleri sahtekârlara dünyayı dar etmek gibi bir görevi bulunan Cole Williams (Laurence Fishburne)'ın oyuna dâhil olmasıdır. Ekip bir anda dağılır ve devamında yüksek bedeller ödenir. Ancak bu sonuç değil sadece yeni bir başlangıçtır.

Bu hafta iki film daha vizyona giriyor. Biri Öldüren Cazibe (Death Defying Acts) diğeri ise En Süper Kahraman (Superhero Movie)… Guy Pearce ve Catherine Zeta-Jones gibi iki büyük ismi barındıran Öldüren Cazibe, dünyanın en ünlü illüzyonisti Harry Houdini'yi anlatan kurgusal bir öyküden yola çıkıyor. Efsanevi Büyük Houdini ve sırlarıyla güzelleşen tehlikeli bir kadın… Öldüren cazibe, vasatın üstü bir film belirtelim. En Süper Kahraman ise kötü ötesi bir yapım… Akılları sıra "Örümcek Adam-Spider-Man","Superman", "Batman", "X-Men" ve "Fantastic Four" gibi süper kahraman filmleriyle dalga geçecekler ama trajikomik bir duruma düşen kendileri oluyor. Bu filmi asla önermem.


0 yorum yazılmıştır