03 04 2010

Dağ sevdalısı ve maceracı

 

 

ALPER TURGUT

 

Doğanın ve dağların sevdalısı ve üstelik macera tutkunu 5. Dağ Filmleri Festivali başladı. 30 Mart–4 Nisan arasında Doğa Kültürü Derneği’nce (DKD) düzenlenen festivalde, gösterimler, Beyoğlu Fransız Kültür Merkezi’nde ücretsiz olarak yapılıyor. Festivalde, 50’ye yakın film gösterimi gerçekleştirilecek. 5. Dağ Filmleri Festivali’nin koordinatörü Murat Yılmaz ile gençlere çevre bilincini aşılamayı hedef edinen festival hakkında konuştuk.

 

—İlk festivalden bugüne, doğa tutkunları ne kadar yol alabildiler?

 

Geçtiğimiz 4 yılda, bilgi kaynaklarına ve görsel materyallere ulaşmak başta olmak üzere, büyük zorluklar çektik. Bununla birlikte, festivalin gerçekleşebilmesi için gereken iş gücü ve finansal desteği sağlamakla ilgili de çok sıkıntılar yaşadık. Bugünse farklı bir yerde durduğumuzu söyleyebilirim. Dünyayı takip eden, onunla etkileşen ve onunla birlikte hareket eden bir festivale sahibiz.

 

Festivalin dışında çok önemli bir adım atmış durumdayız. Doğa tutkunlarının en önemli sorunlarından biri olan birikim paylaşımındaki eksikliği giderecek bir derneğimiz var artık. 2009 Eylül ayında kurulan Doğa Kültürü Derneği,  dağ ve doğa kültürünün geliştirilmesinde kilit bir rolü olacak.

 

Derneğin yarattığı farka en önemli örnek, “Fransa'da Türkiye Mevsimi” etkinlikleri kapsamında, az önce de söz ettiğimiz Autrans Dağ ve Macera Filmleri Festivali'ne onur konuğu olarak davet edilmiş olmamız gösterilebilir. Bu festival kapsamında, Türkiye’den filmlerin gösteriminin yanı sıra, “Türkiye Dağları” konulu söyleşi ve fotoğraf sergisi gerçekleştirildi. 5000 adet Türkiye doğa sporları broşürü festival izleyicilerine ücretsiz olarak dağıtıldı. Bunlar önemli katkılar.

 

—Festivalin ana temalarını (Dünyadan, Keşif Ruhu, Ülkemizden, Doğa-Çevre-İnsan, Bisiklet ve Kayak) biraz daha açar mısınız?

 

2010 seçkimizde, 28'i yerli ve 16'sı yabancı olmak üzere 44 filmimiz var ve bu filmlerimiz, sözünü ettiğiniz 6 tema altında toplanıyor. Tema başlıklarını, farklı ilgi alanlarına sahip izleyicilerimize referans olabilecek şekilde belirlemeye çalışıyoruz.

 

Türkiye coğrafyasından beyaz perdeye yansıyan 11 öyküyü içeren “Ülkemizden” tema başlığı altında; değerli fotoğraf sanatçımız ve belgeselcimiz Ersin Alok'un, Türkiye'nin ilk dağ belgeseli olma özelliği taşıyan “Zoma” adlı filmi ve Caner Canerik'in, festivalde gala gösterimi yapılacak olan “Güneşle Gelenler” i dikkat çekiyor.

 

“Dünyadan” kategorisindeki 8 film arasında; Fransa'nın en önemli tırmanışçılarından birinin hayatını konu alan “Gaston Rebuffat'nın Dünyası”, küçücük tutamaklarla farklı bir yaşama bağlananların hikayesi “Progression” ve Türkiye sevdalısı Fransız yönetmen François Bernard'ın gözünden Yörüklerin yaşamını aktaran “Gidelim”i izliyoruz.

 

Seyircinin adrenalin düzeyini yükselten 10 filme yer verdiğimiz “Keşif Ruhu” temasıyla;  Hakan Öge'yle Macellan'ın izinde, yelkenliyle bir dünya turuna çıkıyor, Erden Eruç'la kürek çekerek Pasifik'i geçiyor, sırtımızdaki tek paraşütle “3, 2, 1, Şimdi!” diyerek kendimizi yamaçlardan aşağı bırakiyor ve “Red Bull X-Alps” ile Avusturya'dan Monako'ya, Alpler boyunca soluk soluğa bir macera yaşıyoruz.

 

Zafer ve utanç hikayelerini bir arada sunan 8 filmden oluşan “Doğa-Çevre-İnsan” seçkisinyle; “Kocaoğlan'ı Kurtarmak” ile işkence gören hayvanların dramına bir kez daha tanık oluyor; “Ordu'da Bir Argonot” ile bir doğa dostu ve sevgi dolu bir aktivist olan Enis Ayar'ın çevre için verdiği mücadeleye katılıyoruz.

 

“Bisiklet” teması, hedeflerinin peşinden cesaretle giderek binlerce kilometre pedal çevirenlerin, farklı dünyalara ve kültürlere yaptıkları yolculukları konu eden 5 yapımdan oluşuyor. Bu yapımlardan “Kuzeye Yolculuk”la, Tierra del Fuego'dan Kanada'nın en kuzeyine kadar uzanıyor ve “Asiemut”la, Asya kıtasını bir uçtan diğer uca geçmenin heyecanını yaşıyoruz.

 

“Kayak” temasının sarsıcı belgeseli “St. Elias Dağı” ile dünyanın, karla kaplı en uzun dikey yamacına gidiyor ve üç dağ kayakçısının, bir dünya rekoru ve iki ölüm getiren 5500 metrelik inişine eşlik ediyoruz.

 

 

—Belgesellerin sayısı giderek artıyor kabul. Peki,  ülkemizde ve dünyada doğaya saygı duyan kurmaca filmler sizce ne durumda?

 

Yeşim Ustaoğlu, Karadeniz’de geçen filmleriyle bölge doğasını büyük başarıyla yansıtıyor. Altın Ayı ödülü alan Semih Kaplanoğlu filmi “Bal”, doğaya hakkını veren, samimi bir öykü. Mahsun Kırmızıgül'ün “Güneşi Gördüm”ü de dağda geçen bir film. İlk planda aklıma gelen, güncel kurmaca film örnekleri bunlar. Doğaya ve çevreye duyarlılık gösteren filmler, genelde belgesel filmler oluyor ki bu filmlerden ülkemizde çekilenlerinin neredeyse tamamını festival programımıza dâhil ediyoruz.

 

—Festivaliniz, gelecekte nasıl bir yol izlemeyi planlıyor ve hedefleri nelerdir?

 

Öncelikli hedefimiz, festivalimize uluslararası bir kimlik kazandırmak. Bu hedefe yönelik ilk adımı, 2009 yılında, Fransa'da düzenlenen Autrans Dağ ve Macera Filmleri Festivali’ne katılarak attık. Diğer önemli bir adım da IMFA'ya (International Mountain Film Alliance) üyelik başvurusunda bulunmamız oldu. IMFA, 15 ülkeden 18 üye festivaliyle; dağ, doğa, macera kültürü ve filmciliğini geliştirmek üzere ortak çalışmalar yapmak üzere kurulmuş olan uluslararası bir sivil toplum kuruluşu ve bu kuruluşun bir parçası olarak dağ ve doğa kültürümüzü dünyaya tanıtmak için daha etkili çalışmalar yapabileceğiz.

Bununla birlikte; diğer festivallerle yapılacak paylaşımların kazandıracağı ivmeyle; bu doğanın insanlarını ve bölgesel kültürleri daha yakından tanımayı, dağ ve doğa kültür birikimimizi artırmayı ve bu birikimi paylaşarak toplumsal hafızayı zenginleştirmeyi amaçlıyoruz. Bu gelişimin bir parçası ve sonucu olarak; bugüne kadar inatla direnen doğa belgeselcilerimizi, fotoğrafçılarımızı, yazarlarımızı desteklemek ve bu konuya ilgili olan diğer kişileri de belgeseller, filmler, fotoğraflar ve doğa kültürü yazıları üretmeye teşvik etmek de önemli hedeflerimiz arasında. Hedeflerimize doğru yolculuğumuza devam ederken bu satırları okuyanlara, Dağ Kültürü Derneği'ne yakınlaşmaları yönünde bir çağrıda bulunmak istiyorum. Sizler ne kadar katılım sağlar, talep eder, üretir ve eleştirirseniz, festivalimiz de o kadar doyurucu ve kaliteli olacaktır.

 

—Doğanın katili insan oldu, kurtarıcısı da olabilir mi?

 

Bu soruya ülkemizin gerçekleri ve sorumluluklarımız üzerinden yanıt vermek isterim. Zengin biyocoğrafyası, doğa alanları ve geniş doğa turizm imkanlarıyla dünyanın sayılı ülkelerinden biri olan Türkiye'nin, çevre ve doğal alanları koruma politikalarında pek de başarılı olmadığını görüyoruz.

 

Nükleere olan ilgi, HES projeleri, siyanürlü altın ihaleleri, ormanları “orman vasfını kaybetmiş arazi” olarak etiketleyerek turizme açma çabaları, Ilısu gibi doğal hayatı tehlikeye sokan baraj projeleri bizi dönüşü olmayan veya çok zor onarılan zararlara sürüklüyor.

 

Diğer taraftan, doğa savaşçılarımız, aktivistlerimiz ve kaynaklarına sahip çıkan, hatta onları korumak için düzenli bir eylem içerisinde olan köylülerimiz umudumuzu korumamızı sağlıyor. Herkes bu umutla birlikte sorumluluk da duyarak bir girişimde bulunacak ya da en azından zarar vermeyecek bilince eriştiğinde daha iyi bir tablodan söz edebileceğiz.

 

 

—Festivale yeterli ilgi var mı? Katılım sizi tatmin ediyor mu?

 

Festivale ilgi ve katılım, her geçen yıl hızla artıyor. Elbette her zaman daha iyi olabilir. Bu yıldan itibaren, kitlemizi genişletmek, farklı ilgi alanları ve yaş gruplarından katılımı artırmak için film gösterimleriyle birlikte festival kapsamında birçok etkinlik düzenliyoruz.

 

Fotoğraf ve kitap sergileri, uzmanlarla söyleşilerin yanı sıra partilerimiz ve ödüllü yarışmalarımızla daha enerjik bir festivale dönüştüğümüzü söyleyebilirim. Amatör doğa filmleri yarışmamız Çek-Getir, yön bulmaya dayalı bir yarışma olan “Festivalde Şehir Macerası” ve Dağ Filmleri Festivali'nin 5. yaşını kutladığımız Doğa-Rock Parti, özellikle gençlerden yoğun ilgi gördü. Ve tabi genç kalanlardan da...

 

Bu arada, katılım demişken; doğa, keşif ve macera sevenleri, hafta sonu sürmekte olan ücretsiz film gösterimlerimizle birlikte, 3 Nisan Cumartesi akşamı 8'de, Tünel Meydanı'ndaki kapanış partimize de davet edelim. Yarışmalarımızın ödül törenleri de kapanış partisinde gerçekleştirilecek.

43
0
0
Yorum Yaz