12 11 2010

Bu treni kaçırmayın...

 

 

ALPER TURGUT

 

Zaman kaybetmeden başlayalım; önce “Ölüm Zinciri”ni, üç boyutlu “Testere”yle kes ve kaç, ardından ne yap, ne et “Yukarıdaki Tehlike”yi savuştur, artık yol açıldı, gönül rahatlığıyla “Durdurulamaz”da durabilirsin. Evet, geçen hafta salt gişe odaklı üç yerli film gösterime girmişti, bu hafta ise biri güzel, üçü idare eder diyebileceğimiz dört yabancı yapım vizyona çıkıyor. Haftanın en iyisi ise kesinlikle Durdurulamaz (Unstoppable)... İngiliz asıllı Tony Scott, resmen tarihi filmler uzmanı olan ağabeyi Ridley Scott kadar yetkin ve etkin bir yönetmen değil ancak Hollywood ölçeğinde hatırı sayılır bir yer edindiği de bilinen bir gerçek. 1986'da, o yıl dünyada en çok hasılat yapan filmi olan “Top Gun” ile büyük bir çıkış yakalayan Tony Scott'ın en iyi filmi ise hiç tartışmasız “Çılgın Romantik”tir (True Romance-1993). Yine “Gazap Ateşi” (Man on Fire), “Deja Vu”, “Casus Oyunu” (Spy Game), “Denizde İsyan” (Crimson Tide) ve “Devlet Düşmanı” (Enemy of the State), yönetmenlik kadar yapımcılıkla da adından söz ettirmeyi başaran Tony Scott'ın kalburüstü filmlerindendir.

 

 

 

 

Geçen sene “Metrodan Kaçış”la (The Taking of Pelham 123), bizleri, yeraltında geçen bir aksiyona davet eden yönetmen, Durdurulamaz ile yeniden yeryüzüne çıkıyor ve macerayı bir trene taşıyor. Filmin senaryosu Mark Bomback'a ait. Başrolde yönetmen Scott'ın vazgeçemediği fetiş oyuncusu iki Oscar'lı Denzel Washington var. Filmin diğer önemli rollerini ise Chris Pine, Rosario Dawson, Jessy Schram ve Kevin Dunn sırtlıyorlar. Gerçek bir öyküden demlenen Durdurulamaz, ardı ardına yaşanan aksilikler sonucunda başında kimse olmadan yola çıkan ve kimyasal madde taşıyan bir trenin, yarattığı tehlikeyi resmetmeyi deniyor. Gerilimi yedeğine alan öyküde, deneyimli bir teknisyen (Denzel Washington) ile genç bir kondüktör (Chris Pine), gökdelen uzunluğundaki treni, faciaya neden olmadan   durdurmaya çalışacaklar. Bildik bir zamana karşı yarış filmi olarak görünse de, tam 80 kopyayla gösterime giren Durdurulmaz, bizce kaçmaz, seyretmeli...

 

İSTİSMAR FİLMİ; TESTERE

 

 

 

 

 

Testere serisinin yedincisi olan “Testere 3D” (Saw 3D), vahşet-dehşet-şiddet odaklı ve iğrençlik etiketli istismar sinemasının tipik bir örneği... Üç boyutlu bu son filmin, her ne kadar seriye nokta koyduğu açıklansa da, ucu açık bırakılmış final, bizleri gelecekte sekiz, dokuz ve hatta onuncu testerenin beklediğini gösteriyor, 18 artı yaş grubu için şimdiden üzgünüm. Ne yazık ki; haftanın en çok kopyası da (144), bu kanlı şiddet pornosunda... Kesilen gırtlakları, ortaya saçılan bağırsakları ve ölümün türlü çeşidini, üç boyutlu izlemek, seyircinin dayanma sınırını daha da zorluyor ve bu, bazı sahnelerde gözlerinizi yummak zorunda bırakan bir zorbalığa dönüşüyor. Sosyal bir sorumluluk projesi gibi kendi adaletini dayatan ve aşırı şiddeti haklı çıkarmaya çalışan metni ise onaylamak mümkün değil. Testere 3D'yi kesinlikle önermiyorum. 

 

Filmin yönetmeni Kevin Greutert. Senaryoyu, Patrick Melton ve Marcus Dunstan ortaklaşa yazmışlar. Filmin başrolünde Tobin Bell (Jigsaw / John), Cary Elwes (Dr. Lawrence Gordon), Costas Mandylor (Mark Hoffman) ve Betsy Russell (Jill Tuck) var.

 

Testere 3D'nin konusu kısaca şöyle; Jigsaw'un ölümcül yasası devam ederken Jigsaw'dan kurtulan bir grup insan kendilerine yardımcı olmak için destek ararlar ve ve bu destekçilerin en başında Bobby Dagen adında Jigsaw'dan kurtulmuş biri vardır. Bobby'nin gizli sırlarından yeni bir terör dalgası ortaya çıkacaktır.

 

İYİ BİR KORKU FİLMİNE HASRET KALDIK

 

 

 

 

Ölüm Zinciri (Chain Letter), işte tuhaf bir şey olur ve ardından gençler ölür temalı neredeyse sonsuz sayıdaki filmlerden sadece biri... Buradaki öyküde, internet üzerinden altı arkadaş, vahşice öldüreceklerine dair birer esrarengiz mail alırlar. Ölümcül oyun artık başlamıştır. Oyunun kurallarına uy, zinciri kır ve kurtul. Tanıdık gelmedi mi? Alın size bir testere filmi türevi... Yani bu hafta, hem testere hem de ona özenen bir film gösterime giriyor, anlaşılacağı üzere daha çekilecek çilemiz var.

 

UZAYLILARIN BİZİMLE DERDİ NEDİR?

 

 

 

 

Yukarıdaki Tehlike (Skyline) adlı seyirlik, bilimkurgu adına büyük bir talihsizlik... Senaryosu kötü, anlamsızlık belirgin, oyunculuklar dökülüyor. Sadece efekte yaslanarak bir film yaratmak, koca bir saçmalık, sinemasevere de göstere göstere yapılmış bir haksızlık. Üstelik devamı da gelecek ve Yukarıdaki Tehlike, bir seriye dönüşecek. Uzaylılar niye dünyamıza geldiler, Los Angeles başta olmak üzere niye ABD'yi cehenneme çevirdiler belli değil, gerçekten merak ediyorum, uzaylıların bizimle dertleri nedir? B türü dediğimiz ucuz filmlerden hallice olan Yukarıdaki Tehlike, tam bir zaman kaybı, söylemedi demeyin.

265
0
0
Yorum Yaz