25 12 2010

Banka varsa, soygun da vardır

 

 

ALPER TURGUT

 

Bu hafta üç yabancı film vizyona giriyor; “Hırsızlar Şehri” (The Town), “Karmakarışık” (Tangled) ve “Zor Baba 3” (Little Fockers)… Kuşkusuz en iyisi Hırsızlar Şehri ancak diğer ikisi de keyifli vakit geçirmek için birebir. Keşke üçünün senaryosunu iç içe geçirebilseydik, misal Zor Baba’nın CIA eskisi, kontrol manyağı kayınpederi Jack Byrnes (Robert De Niro), damadı başhemşire Gaylord ‘Greg’ Focker’ı yanına alıp, Hırsızlar Şehri’nde arsız soyguncular tarafından kaçırılan saf güzel Rapunzel’i kurtarmaya çalışsaydı, daha eğlenceli olmaz mıydı?

 

Konuyu daha da fazla dağıtmadan; Hırsızlar Şehri’ne geçelim. Boston’da her yıl 300’den fazla banka soygunu gerçekleştiriliyormuş. Boston’a bağlı İrlandalıların hâkimiyetindeki “Charlestown” mahallesi ise Amerika Birleşik Devletleri’nin baş belasıymış. Çünkü en çok banka ve silahlı araba soyguncusu orada yetişmiş. Bu arkadaşlar, banka soymayı meslek bellemişler, elbette tartışılır en büyük soyguncu banka mıdır, yoksa kolay yoldan ve doğal olarak canını hiçe sayıp zengin olmayı düşleyen hırsızlar mı? Benim yanıtım bankadır, resmi sıfat ile gerçekleşmesi, soygunu meşru kılmaz. Neyse…

 

Şimdi anti-kahramanımız Doug MacCray (Ben Affleck), buz hokeyi oyuncusuydu, yani kendini kurtarmak için bir şansı vardı, olmadı. Babası, cezaevindeydi, çevresinde de hırsız dostları vardı. Doug da zekâsını, soyguncu çetenin elebaşı konumuna yükselmek için kullandı. Onun, biricik arkadaşı ise çetenin delifişeği, psikopat bir tip olan Jem (Jeremy Renner) idi. Maskeli soyguncular, son işlerinde bankanın şeflerinden güzel Claire Keesey’yi (Rebecca Hall) rehin alırlar. Ancak bizim çete, serbest bıraktıkları Claire’in, onlarla aynı mahallede, Charlestown’da oturduğunu hesaba katmamıştır. Artık FBI peşlerindedir, Jem, onu kendi yöntemleriyle susturmak ister, Doug devreye girer ve Claire ile yakınlaşırlar. Claire, sevdiği adamın, kendisini rehin alanlardan biri olduğunu bilmez. Doug da Claire’e abayı yakmıştır ancak çeteden ayrılmak, sandığı kadar kolay değildir. Tehlike büyürken, çember de daralmaya başlamıştır.

 

1997’de Matt Damon ile yazdıkları “Can Dostum” (Good Will Hunting) ile Oscar kazanan Ben Affleck, Hırsızlar Şehri ile “Gone Baby Gone”dan sonra ikinci kez yönetmenlik koltuğuna oturuyor. Evet, mümkünse senaryo yazsın, film çeksin, çünkü gerçekten kötü bir aktör, oyunculuğu beceremiyor. Chuck Hogan’ın “Hırsız Prens” (Prince of Thieves) adlı kitabından uyarlanan film, bir başyapıt değil, çok iyi bir yapım da değil, ancak gerek aksiyon, gerek oyunculuklar gerek de yarattığı atmosfer ile vasatı aştığı malum. Oyunculuk demişken Jeremy Renner, Jem karakteriyle resmen döktürüyor. Filmin finali ise hayli klişe, eğer Hırsızlar Şehri’ne çarpıcı bir son çekilebilseydi, mutlaka izleyin derdim, şimdi söyleyebileceğim şey sadece, seyredin.

 

 

Zor Baba 3, tam on yıl önce gösterime giren “Zor Baba”nın (Meet the Parents) şimdilik üçüncü durağı. Zor Baba 3, ilk yapımın çıtasını aşamasa da ikinci film “Zor Baba ve Dünür”den (Meet the Fockers) daha iyi bir seyirlik, tartışmasız. Hem ilk iki film 800 milyon dolar hâsılat yapınca, üçüncüsünü çekmemek olmazdı, değil mi? Kadroya bak; Robert De Niro, Ben Stiller, Dustin Hoffman, Barbra Streisand, Harvey Keitel, Laura Dern, Jessica Alba, Owen Wilson. Her şeyi bir kenara bıraksak dahi böyle bir kadro için bile bu filme gidilir. Bunun dışında Zor Baba 3, eğlendirmesini bilen film. Evlilik kurumu, sadakat, cinsellik, çocuklar… Aileye dair bir komedi bu, sevimli ve muzip… Finaldeki Remix ise müthiş.   

 

 

Karmakarışık, bahtsız Rapunzel ve soyguncu sevgilisi Flynn Rider’dan daha çok yan karakterlere güldüğümüz, güzel bir 3D animasyon. Yaşlı ve sarhoş Eros, gülünç ve kararlı at Maximus, Rapunzel’in biricik dostu bukalemun Pascal, filmi neredeyse onlar çekip çeviriyorlar. Mizah, aksiyon ve komedi, Karmakarışık’ta ne ararsanız o var, çocuklar kadar yetişkinler de bu çizgi filmden büyük bir keyif alacaklar.  

342
0
0
Yorum Yaz