14 01 2011

Aşk filmleri haftası gibi

 

 

ALPER TURGUT

 

“Benim Adım Aşk”, “Aşk Sarhoşu”, “Tehlikeli Aşk”… İlki iyi, ikincisi orta halli, sonuncusu feci… Aşk adlı ve içerikli yapımların arasına sızan, değişim ve dönüşüme dair (elbette, kötüyü iyiye çeviren de aşktır) güzel animasyon “Megazeka” ile cadı-şeytan-veba üçgeni üzerinden Hıristiyanlık propagandası yapan ve B tipi filmlere de göz kırpan, hayli ucuz “Cadılar Zamanı”nı unutmayalım. Benim Adım Aşk ve Megazeka’yı gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim, Aşk Sarhoşu’nu hararetle önermesem de seyredilebilir nitelikte olduğunu söyleyebilirim, Cadılar Zamanı ve Tehlikeli Aşk’ı ise direkt unutun derim.

 

 

 

Benim Adım Aşk (I Am Love), mağrur, kibirli ve sıkıcı İtalyan burjuvazisini, aş ve aşk ile sınayan, filmin düşük viteste ilerleyen tekdüze yapısını, sert ve şok bir finalle süsleyen, Oscar’lı aktris Tilda Swinton’un da müthiş performansıyla seyir zevkini katlayan iyi bir film, özetle. Yönetmen Luca Guadagnino, gündelik hayatları dingin, içlerindeki fırtına doludizgin olan bu zengin tiplerin karşısına görece yoksul, yakışıklı ve yaratıcı bir aşçıyı çıkartarak, Milanolu burjuva ailesini temelinden sarsmayı deniyor. Evin hanımı Rus kökenli Emma, oğlunun yakın arkadaşı genç aşçı Antonio’ya abayı yakmıştır, evin kızı da lezbiyen olduğunu ilan etmiştir. Muhafazakâr yapı, evin kadınları tarafından dağıtılmak üzeredir ve şimdi sıra seçimlerdedir. Tam tekmil sanat, evet, bu filmin başkaca bir adı yok.

 

 

 

“Zafer”, “İhtiras Rüzgârları”, “Son Samuray”, “Kanlı Elmas” ve “Kuşatma” filmleriyle tanınan ünlü yönetmen Edward Zwick, Aşk Sarhoşu (Love and Other Drugs) ile ilaç sektörüne ait dev pazarda yaşanan çetrefilli ilişkileri, Parkinson gibi tedavisiz bir hastalığın yarattığı tarifsiz çaresizliği anlatıyor ve tüm bu oldubitti içinde dahi her türlü zorluğa göğüs geren bir sevdayı yüceltiyor. Jake Gyllenhaal ile Anne Hathaway’in sırtladığı Aşk Sarhoşu, Hollywood’un bu iki genç yıldızına Altın Küre adaylığı getirse dahi, bu birlikteliğin bir kimya problemi var. Duygu, bir şekilde seyirciye sirayet etmiyor. Jake’in oyunculuğuna iyi demek mümkün değil ancak Anne, gerçekten harika oynamış, belirtelim. İmkânsız aşk, inandırıcılıktan sınıfta kaldı, romantik-komedi formatının, romantizmi çöktü, komedi de çıtayı aşamadı. Üstelik anti-depresan ve cinsel güçle ilintili haplar aracılığıyla ilaç sektörünü eleştirelim derken ister istemez büyük şirketlerin reklâmı yapılıyor. Ne yazık ki…

 

 

 

Tehlikeli Aşk (Kites), Yeni Kıta’da geçen acıklı, sürrealist, absürt bir Hint işi, kısaca. Gerçeklikten kopuk, gündelik hayattan bihaber, oyunculuk derseniz, yerlerde sürünüyor. Bu Bollywood-Hollywood kırmasının, izah edilecek bir yanı yok. Kaçırmamalı değil, böyle bir deneyimden kesinlikle kaçmalı derim. Şimdi yazarken filmin finali geldi aklıma, sinirden güldüm, yani o kadar.

 

 

 

Cadılar Zamanı adlı tarihi-fantastik deneme, Nicolas Cage ve Ron Perlman’lı kadrosuna karşın, hiç bir şey vaat etmiyor, kesinlikle. Oysa yemyeşil Edremit Körfezi’ni Taklamakan, Sahra veya Gobi çölü gibi betimlemek dışında çok sıkı ve sağlam bir giriş yapıyor, cadıların asma ve boğma töreniyle de gerilimi doruğa çıkartıyor. Filmin, haçlı seferi bölümü, gerçek anlamda albenili… Sonra bir çuval incir berbat ediliyor, misyoner kafası, vebayı bile şeytana bağlıyor. Din odaklı bu zorlamadan, şeytan bile nasibini alıyor, resmen zavallı ve karikatürize bir yaratığa dönüşüveriyor. Kanımca, Cadılar Zamanı, büyük bir vakit kaybıdır.

 

 

 

Megazekâ, iyiyle kötünün bitmek tükenmek bilmeyen savaşımını, bir kötünün penceresinden göstermeye çabalayan, zeki, hınzır ve güzel bir animasyon. Megamind, ezeli bahtsızlığından dolayı, kötü bir karakter olmak zorunda kalmıştır. Hayat ona acımamış, çirkin ve beceriksiz bir uzaylı olarak dünyada yaşamaya mecbur bırakmıştır. Kendisiyle birlikte dünyaya gelen başka bir gezegenin çocuğu Metro Man ise hem yakışıklı hem de üstün yeteneklidir. Megamind, insanların sevgilisi süper kahraman Metro Man ile baş etmek için dehasına güvenir ve sonsuz denemenin ardından onu yok eder. İyi gidince, kötünün de amacı kalmaz ve anti-kahramanımız büyük bir manevi boşluğa düşer. Ardından Megamind’in kapısını aşk çalar ve o, aslında altın bir kalbe sahip olduğunu anlar. 

1434
0
0
Yorum Yaz